Işıklar Altında Sessiz Köprüler: Muhsin Ertuğrul Okumalarıyla Yıldız Sarayı Tiyatrosu’nun Gizli Sesleri
İstanbul’un geceye karışan sokaklarında, Muhsin Ertuğrul Okumaları yeni sezonda genç oyun yazarlarını bir araya getirerek, metinlerle seyirciyi buluşturmaya devam ediyor. Bu program, sahnelenmemiş metinleri görünür kılarak yazarlarla izleyici arasındaki bağı güçlendirir ve metinlerin ardında yatan soru işaretlerini sahne konuşmasına dönüştürür. Her yeni OKUMA, yazarlara gerçek bir geri bildirim alanı sunar; eleştirel düşünceyle yoğrulan bir süreçte metinler yeniden şekillenir ve dinamik bir yaratıcı diyalog doğar.
Yeni Okuma Tiyatrosunun Bu Sezon Konuğu, Mahir Bektaş’ın Kaleme Aldığı “Yıldız Sarayı Tiyatrosu”, yalnızca bir tarih oyunu değildir; sansürün, korkunun ve ‘yasaklı kelimelerin’ bireyin dilini nasıl inşa ettiğini derinlemesine inceleyen bir metindir. Oyun, II. Abdülhamid döneminin siyasi atmosferini, Beşiktaş’ın arkasındaki ihtişamlı Yıldız Sarayı Tiyatrosu’nun perde arkasında saklanan gerçeklerle karşı karşıya getirir. Zıt karakterler, Anadolu’nun köklü taş ustası Ağırnaslı Ali ile İstanbul’un kozmopolit ruhunu temsil eden Bedros arasındaki kültürel çatışmayı merkeze alır ve bu çatışmayı Macbeth’in evreniyle iç içe geçirir. Bu dokunuş, izleyiciye sürreal bir mizah ve trajedinin iç içe geçtiği bir dünya sunar; sahnede bir eksik var emri, yalnızca sahne dekoruna değil, insan doğasının kırılgan kahkahalarına da işaret eder.
Oyun, eski bir kostüm sandığında bulunan yasaklı Macbeth tercümesiyle yön bulur. Bu keşif, karakterlerin içsel çatışmalarını tetikler, izleyiciyi geçmiş ile şimdi arasında bir köprüye davet eder. Yönetmenliğin rehberliğinde, sahnenin her köşesi bir anıya dönüşür ve oyuncuların doğaçlama ile metin arasındaki ince çizgiyi keşfetmeleri için zemin hazırlar. Macbeth’in evreniyle kurulan bağ, yalnızca tiyatro estetiğini zenginleştirmekle kalmaz, aynı zamanda toplumsal hafızanın nasıl yapı kaldığını da sorgular. Bir oyunun etik ve estetik sınırları nasıl sınanır? sorusu, bu metnin merkezinde yer alır ve seyirciye kendi “yasaklı kelimeler”ini bulma cesaretini verir.
Beklenen performans hakkında mahallemizde konuşulanlar, sadece bir gösteri değil, bir düşünce hareketidir. Moderatör Onur Demircan’ın yönlendirdiği heyecanlı tartışmalar, izleyiciye metnin üretim sürecine dair içgörü sunar; oyuncular Melih Tuma ve Yusuf Akçay’ın sahneye taşıyacağı karakterler, izleyiciyi geçmiş ve şimdi arasında bir yolculuğa çıkarır. Mahir Bektaş, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık Bölümü’nün son sınıf öğrencisi olarak, akademik eğitimini sanatsal pratikle birleştirme tutkusunu bu eserde somutlaştırır. Kendisi, dramatik yazarlık, sinematografik anlatı ve müzik disiplinlerini sentezleyen projeler üzerinde çalışırken, metnin disiplinlerarası potansiyelini sahneyle buluşturarak tiyatro literatürüne politik-mizahi bir soluk kazandırmayı hedeflediğini ifade ediyor.
Geleceğe dair umutlar ve tarihin sesini gün yüzüne çıkaran bir tiyatro deneyimi, bu sezonda Muhsin Ertuğrul Sahnesi fuayesinde ziyaretçilerini selamlıyor. Oyun, 2 Kasım 2026 Pazartesi günü saat 20.00’de sahnelenecek; izleyici, beşiktaşın rüzgarını ve Dolmabahçe’nin gölgesini taşıyan bu hikâyeye tanıklık etmek için orada olacak. Geçmişin korkularını günümüze taşıyarak, bir muhabere ve dostluğun gücüyle sahnenin sessizliğini kıran bu yapıt, tiyatroseverlere unutulmaz bir deneyim vaat eder.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı