Efes Selçuk’un Avrupa Turizm Başkenti 2027 Yolculuğu: Sürdürülebilirlik, Dayanışma ve Yeniliklerle Yükseliş
İzmir’in kalbinde duran Efes Selçuk, sürdürülebilir turizm alanında attığı adımlarla sadece bölgesini değil, uluslararası arenayı da etkileyen bir başarı öyküsü yazıyor. Green Destinations tarafından 2025 yılında dünyanın en iyi 100 sürdürülebilir turizm hikâyesi arasında gösterilmesi, bu yolculuğun resmi bir dönüm noktası oldu. Efes Selçuk’un ardından gelen adımlar, kentteki kültürel mirasın nasıl modern bir ifade ile yeniden tasarlandığını gösteriyor.

Efes Selçuk Belediyesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü’nün ortak çalışmaları sonucu yapılan başvuru, Avrupa Komisyonu’nun 2027 Avrupa Turizm Başkenti yarışmasında finale kalan 8 destinasyondan biri olarak karşımıza çıktı. Kentin 25 bin ila 100 bin nüfus aralığında değerlendirildiği 2. kategori, kıyaslamalarda daha zorlu ve rekabetçi bir alanı temsil ediyor. Bu süreçte sürdürülebilirlik, erişilebilirlik, dijitalleşme, kültürel mirasın korunması ve yaratıcı yerel yeteneklerin desteklenmesi gibi kriterler merkeze alındı.
Efes Selçuk’un finale kalması, sadece bir prestij meselesi değil; uzun yıllara yayılan yatırım ve iş birliklerinin meyvesidir. Kent, UNESCO miras adaylıkları ve GSTC standartlarına dayanarak sertifikalandırılan bir turizm modeli kurdu. Bu model, ziyaretçilere özgün deneyimler sunarken, yerel ekonomiyi güçlendiriyor ve toplumsal dayanışmayı pekiştiriyor.
“ÇOK YOL KATETTİK” başlığıyla paylaşılan açıklamalarda, Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, bu başarının geçmişteki çabaların bir sonucu olduğunu vurguluyor. Başkan Sengel, turizm destinasyonunu marka haline getirmenin ve değerleri gelecek nesillere taşımanın önemine değinerek, 2019 yılından bu yana sürdürdükleri ortak çalışmanın somut bir sonucunu gördüklerini ifade ediyor. Kentin tarihsel ve kültürel zenginlikleriyle sürdürülebilir bir turizm vizyonunu nasıl harmanladığını anlatırken, “biz dünyaya bu markayı nasıl taşıdığımızı göstermek için el ele çalıştık” diyor.
“BU BAŞARI DAYANIŞMANIN ESERİ” başlığıyla devam eden bölümde, Sengel yalnızca kent yönetimini değil, sivil toplumdan yerel işletmelere, hatta vatandaşların katılımı ve gönüllü destekleriyle bu sürecin nasıl genişlediğini açıklıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklığı, uluslararası görünürlüğü artırırken, yerel paydaşlar arasında kurulan güven ve iletişim ağını güçlendirdi. Bu dayanışma ruhu, Efes Selçuk’un adını küresel turizm haritasına yerleştirmek için atılan adımlarda kritik bir rol oynadı. Kentin sürdürülebilirlik yolculuğu, altyapı yatırımları, dijitalleşme projeleri ve kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalarla destekleniyor.
Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün de bu başarının parçası olması, tarım ve turizmin entegrasyonu açısından örnek niteliği taşıyor. Köy projesi, tarımsal üretimin değerini artırırken, ziyaretçilere geleneksel üretim süreçlerini deneyimleme imkânı sunuyor. Bu yaklaşım, yalnızca bir turizm noktası olmanın ötesinde, sürdürülebilir kırsal kalkınmayı hedefleyen bir ekosistemi işaret ediyor.
Geleceğe bakış, bu aşamada yarışmanın sonuçlarının 18-19 Kasım 2026 tarihlerinde yapılacak sunumlar sonrası netleşmesiyle şekillenecek. Ancak şu anki tablo, Efes Selçuk’un Avrupa Turizm Başkenti 2027 unvanını elde etmek için gerekli olan kalite standartlarını karşılayabildiğini gösteriyor. Bölgesel kalkınmanın nasıl küresel bir etkide bulunabileceğine dair örnek olmaya aday olan kent, ziyaretçilere unutulmaz deneyimler sunmayı sürdürürken, yerel halk için de ekonomik ve kültürel zenginliklerin korunmasını hedefliyor. Başkan Sengel’in ifadeleriyle; “Geldiğimiz bu noktada, küresel ölçekli görünürlüğümüzü artırmaya devam edeceğiz. Gelecek yıllarda da efes selçuk’un adını dünya sahnesinde daha kalkınmış ve kapsayıcı bir turizm destinasyonu olarak görmek istiyoruz.”
Sonuç olarak, Efes Selçuk’un Avrupa Turizm Başkenti 2027 yarışmasına taşıdığı değerler, yalnızca bir yarışmada elde edilecek bir unvanı ifade etmiyor. Bu süreç, kentteki dayanışma ruhunu, sürdürülebilirlik ilkesini ve yerel dinamiklerin küresel bir ağ ile bütünleşmesini simgeliyor. Ziyaretçiler için zarif bir deneyim, yatırımcılar için sürdürülebilir bir iş modeli ve yerel halk için kurumsal güvenin güçlendiği bir gelecek vizyonu kuruyor.