Fiyat İstikrarı İçin Büyük Düğüm: 2027-2029 OVP’sinde Yeni Umutlar ve Kredide Dönüşüm
Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, 2027-2029 dönemini kapsayacak Orta Vadeli Program’ın (OVP) reel sektör için nasıl bir yön çizeceğini masaya yatırıyor. Yeni dönemin başlangıcında en çok konuşulan konu, fiyat istikrarı ve büyüme öngörülebilirliğinin nasıl sağlanacağı. Öztürk, mevcut ekonomideki dalgalanmaların iş dünyasının planlarını nasıl etkilediğini, hangi hedeflerin korunması gerektiğini ve hangi yapısal adımların hayata geçirilmesini beklediklerini net bir dille paylaşıyor. Bölgesel ve sektörel bakışla ele alınan bu konular, sadece makroekonomik rakamlar üzerinden değil, işletmelerin günlük operasyonlarına doğrudan dokunan mesajlar olarak öne çıkıyor.
İsrail’in Suriye politikaları üzerine Türkiye’nin tutumunu da değerlendiren Öztürk, barışın ve istikrarın tüm Ortadoğu için kırılgan bir süreç olduğunu vurguluyor. Hükümetin bu yöndeki politikalarını desteklediklerini belirten başkan, istikrarın sadece duvarlar veya sözlerle değil, iş dünyasının güvenli yatırım iklimiyle kurulan bağlantılarla güçleneceğini ifade ediyor. Bu bağlamda, bütçe ve yatırım planlarının, uluslararası gelişmeleri takip eden esnek ve ölçülü adımları içermesi gerektiğini savunuyor.
Fiyat İstikrarı ve Öngörülebilir Büyüme Önceliği
OVP’nin açıklanmasına az bir süre kala iş dünyası için en kritik başlıklar netleşiyor: fiyat istikrarı, enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, ve öngörülebilir büyüme ortamının tesis edilmesi. Öztürk’e göre, bu hedefler sadece rakamlardan ibaret değil; her sektörün yatırım kararlarını doğrudan etkileyen bir güven mekanizması olmalı. Aşağıdaki mevcut ve önerilen adımları paylaşarak, iş dünyasının beklentilerini somutlaştırıyor:
- Fiyat istikrarının sağlanması ve dalgalanmaların azaltılması için para politikası ile maliye politikası arasındaki uyumun güçlendirilmesi
- Enflasyonun düşürülmesi için üretici maliyetlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının izlenmesi, ortaya çıkan baskıların hedeflenmesi
- Öngörülebilir ve sürdürülebilir bir büyüme için kurumsal reformların hızlandırılması ve yatırım ortamının sadeleştirilmesi
- İstihdamı artıracak politikalar ve nitelikli iş gücü arzını destekleyecek eğitim programlarının yaygınlaştırılması
- İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi için bürokratik engellerin azaltılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılması
- Yapısal reformlar ile rekabet gücünün artırılması ve inovasyonun desteklenmesi
Finansmana Erişim: KOBİ’ler ve İhracatçılar için Çağrı
Öztürk, reel sektörün en kritik envanterlerinden birinin finansmana erişim olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle KOBİ’lerin öncelikli olarak krediye ulaşmasının, üretim ve istihdam üzerindeki etkisini vurguluyor. Bu bağlamda, emek yoğun sektörlere ek destek verilmeli; üretim ve ihracat kapasitesi korunmalı ve işgücü piyasası ile mesleki eğitim reformlarına hız kazandırılmalı. Ayrıca artan korumacılık ve küresel ticaret savaşları dönemi için yerli sanayiinin korunması talebini sürdürüyor.
Merkez Bankası’nın bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlaması kararını olumlu bulan Öztürk, bu adımın piyasa fonlama maliyetlerini düşürdüğünü ve finansal piyasalarda normalleşmeyi desteklediğini ifade ediyor. Ancak bu normalleşmenin kolayca maliyetlere yansıtılması gerektiğini, bankaların kredi politikaları ile rekabetçiliği arasındaki farkın azaltılmasının önemli olduğunu vurguluyor. Şu konulara dikkat çekiyor:
- Politika faizi ile kredi faizleri arasındaki yüksek farkın azaltılması
- Daralan kredi hacmi ve sıkı teminat şartlarının üretim ve yatırım üzerinde baskı oluşturması
- Bankaların ve katılım bankalarının ticari kredi süreçlerinde hızlı ve etkin bir yapı kurması
İş dünyasının taleplerine yanıt olarak Öztürk, bilimsel ve üretken diyalog ile ekonomi yönetimi ve TOBB’un (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) birlikte çalışmanın önemini vurguluyor. Bu işbirliği çerçevesinde, kısa vadeli hareketlerin uzun vadeli hedeflerle uyumlu olduğuna dair güvenin tesis edilmesi gerektiğini belirtiyor. Gözler şimdi 2027-2029 OVP’nin yayımlanacağı ana odaklanmış durumda; çünkü bu program, sadece mali tablolardan ibaret olmayıp, girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve yerli üretimin desteklenmesi gibi stratejik yönleri de kapsamalı. İş dünyası için kritik olan, reformlar ve destek mekanizmalarının akışkan ve öngörülebilir olmasıdır. Bu noktada Konya gibi bölgesel aktörler, ulusal hedeflerle uyumlu olarak kendi yatırım ve üretim planlarını sürdürüyor ve bu planların uygulanabilirliğini değerlendiriyorlar.
