Mor Baret ile Kadın Gücü Yükseliyor: İnşaatta Sıfır Yarıyı mı Aşıyoruz? | İzmir’de Kadınlar Saha ve Saha Dışı Deneyimlerle Yuvaya Adım Atıyorlar
İzmir’in dinamik gündemi değişen iş dünyasıyla bir araya geliyor. Egeşehir Yapı Planlama Müşavirlik ve Teknoloji AŞ ile Dokuz Eylül Üniversitesi arasındaki iş birliği, Mor Baret-İnşaatta Kadın Gücü Programı ile sahaya inen genç kadınları evrensel lojistiklerle güçlendirmeye odaklanıyor. Altı aylık kapsamlı program, sadece mesleki bilgi aktarımını değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet bakışını da değiştirmeyi hedefliyor. Programın ilk etabında 12 genç kadın, stajyer olarak Menemen Konutları şantiyesinde, Çiğli’deki Egeşehir Laboratuvarı’nda ve projeye ilişkin saha deneyimlerinde kendi potansiyellerini keşfetmeye başladı. Bu süreç, akademik teori ile saha uygulamasını bir araya getirerek genç kadınlara güvenli ve donanımlı bir kariyer yolu sunuyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan Egeşehir AŞ’nin bu girişimi, sektörün geleneksel dengelerini sarsan bir dönemeç olarak görülüyor. Program, inşaat alanında çalışan kadın oranını yükseltmeyi ve mevcut kalıpları kırmayı amaçlarken, “İş’te Eşit Kadın Sertifikası” gibi ölçülebilir hedeflerle de kurumsal taahhütlerini teyit ediyor. Kadınların çalışma koşullarını iyileştirmek için altyapı ve güvenlik konusunda özel eğitimler veriliyor; iş sağlığı ve güvenliği konuları, saha deneyimiyle pekiştiriliyor. Bu sayede stajyerler, yalnızca teorik bilgi edinmekle kalmıyor, aynı zamanda gerçek dünyadaki iş akışını, kalite standartlarını ve iletişim becerilerini de yerinde öğreniyorlar.
Mentörlük sistemi, katılımcıların kariyer hedefleriyle uyumlu bir yol haritası oluşturmalarına olanak tanıyor. Laboratuvar ve şantiye ortamında çalışan deneyimli mühendisler, genç kadınlara hem teknik beceri hem de proje yönetimi konularında yol gösteriyor. Kalbinde dayanışma ve öğrenme isteği taşıyan bu ekip, farklı disiplinlerden gelen kadınların birbirlerine ilham vermesini sağlayan bir ağ kurulmasına öncülük ediyor. Programın üniversite-sektör bağlamında sunduğu model ise, öğrencilerin mezuniyet sonrası istihdam olanaklarını artıran somut bir köprü oluşturuyor.
Katılımcılar arasındaki motivasyon ve aidiyet duygusu, kurumsal değerlerle de güçlendiriliyor. Gökçenaz Kalbaz gibi mentörlerin varlığı, genç kadınların kariyer yolculuğunda güvenli bir liman sunuyor. Kalbaz, bu projeyle sektördeki önyargıların kırılmasına dönük somut adımlar atıldığını ifade ediyor; stajyerlerin sahaya adım atmasıyla sadece teknik bilgi değil, ekip çalışması, zaman yönetimi ve güvenli çalışma kültürü gibi kritik beceriler de pekiştiriliyor. Ayrıca laboratuvar uygulamaları ve sahadaki gerçek işler arasındaki köprüyü kuran program, kadın adayların kendilerini farklı alanlarda denemelerini teşvik ediyor; bu da onların kariyerlerinde çok yönlü esneklik kazanmasına olanak tanıyor.
Projeye katılan genç kadınlar için altı aylık süreç, bir kariyer dönüm noktası olarak görülüyor. Müzeyyen Çelik gibi stajyerler, laboratuvar deneyimini sınıf ortamından çok daha zengin bir pratik alanında yaşama fırsatı bulduklarını belirtiyorlar. Her adımda; eğitim ve uygulama arasındaki sinerji, katılımcıların özgüvenini artırıyor ve onların kendi kariyer hedeflerini daha net çizmelerine yardımcı oluyor. Zilan Durman gibi adaylar, sahada geçirilen zamanın teorik bilgileri pekiştirdiğini ve mesleki becerileri somut bir şekilde inşa ettiğini ifade ediyorlar.
İş dünyasında kadınların varlığını güçlendirmek için atılan bu adım, gençlere yalnızca meslek kazandırmıyor; onların toplumsal rolleri ve çalışma hayatındaki konumları üzerinde de kalıcı bir etkide bulunuyor. Proje, kadınların farklı sorumluluk alanlarını denemelerine olanak tanırken, güvenlik, erdem ve dayanışma odaklı bir iş kültürü oluşturmaya çalışıyor. İşveren markası açısından da, kadın istihdamını güçlendiren ve cinsiyet eşitliğine vurgu yapan bir yol haritası olarak öne çıkıyor.
Stajyerler Zeynep Şanlı ve Azime Nur Çalışır gibi adaylar, bu program sayesinde iş bulma olanaklarının artacağını, sektörde fark edilme süreçlerinin hızlanacağını ve mezuniyet sonrası adaptasyonun daha kolay hale geleceğini ifade ediyorlar. Eğitimin sahadan yürütülmesi, öğrencilerin çalışmaya hızlı adapte olmalarını sağlarken, iş güvenliği ve kalite standartlarına uyum konularında da hızlı bir öğrenme süreci başlatıyor. Projenin sonunda, 12 kadın stajyerin edindiği deneyim ve bilgi birikimi, sağlık güvenliği ve mühendislik uygulamaları bağlamında güçlü bir referans olarak kayda geçecek. Böylece her bir katılımcı, mesleğe güvenli bir giriş yapmış olarak mezun olup, geleceğin inşaat projelerinde söz sahibi olmayı hedefliyor.