Madımak’ın Gölgesinden Doğuşa: Aydınlık için Sessiz Direnişin Anlatısı

Madımak’ın Gölgesinden Doğuşa: Aydınlık için Sessiz Direnişin Anlatısı

Çiğli Belediyesi’nin 2 Temmuz anma programı, Sivas Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren aydın, sanatçı ve yurttaşların anısını derin bir saygı ve hüzünle yeniden canlandırdı. Şair ve yazar Hidayet Karakuş’un büyülü anlatımıyla başlayan gece, sadece bir yas değil, aynı zamanda karanlığa karşı süregelen bir seslenişti. Şarkılar ve türküler eşliğinde yükselen duygular, hafızanın tazelenmesiyle birlikte ortak hafızanın yeniden inşa edilmesi üzerinde yoğunlaştı. Anmanın her anı, geçmişin karanlık günlerini unutturmayı değil, onları hatırlatarak adaletin ve insan onurunun önüne geçilmeyecek bir sınır olduğunu hatırlatmayı amaçlıyordu.

Etkinliğin hızlı ve etkileyici başlangıcında konuşan Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız, her 2 Temmuz’da tekrarlanan bu acının, asla unutulmaması gereken bir ders olduğunu vurguladı. Başkan, karanlıkla mücadelede sanatın, bilimin ve laik Cumhuriyet değerlerinin en sağlam dayanaklar olduğunu belirterek, “Bu ülkenin aydınlık yüzleri dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır. Maddi ve manevi olarak geçmişin ağır yükünü taşıyan tüm topluluklar için adalet talebimizi büyütmeye devam edeceğiz” sözleriyle dinleyicileri motive etti.

CHP Çiğli İlçe Başkanı Erkan Akar ise konuşmasında, Madımak Katliamı’nın yalnızca insanların canını almakla kalmadığını, düşünce özgürlüğü, vicdan ve ifade özgürlüğünün de hedef alındığını belirtti. Akar, yılların acısını küçümsemeden, adalet arayışını ve ortak yaşam iradesini güçlendirmeye yönelik kararlı bir duruş ortaya koydu. Bu duruş, gelecek kuşakların da aynı karanlık tehlikelere karşı uyanık olması gerektiğini hatırlattı.

Anmanın en dokunaklı anlarından biri, olaylar sırasında 13 yaşında olan Emine Duran’ın yaşadığı anlar oldu. Duran, gözyaşları içinde yaşananları anlatırken, o günün dehşetinin yalnızca fiziksel bir yara olmadığını; toplumsal vicdanın da sarsıldığını ifade etti. Tanıklığın aktarımı, katılımcılarda derin bir empati ve hesap sorma duygusunu tetikledi. Gelecek kuşakların güvenli bir ortamda yetişebilmesi için hafızanın canlı tutulması ve hatadan ders çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Program boyunca okunan şiirler ve seslendirilen türküler, katılımcıların iç dünyasında yankılandı. Şiirlerin lirizmi ve türkülerdeki bugünle bağ kuran mesajlar, adalet, demokrasi ve barış üzerinde yükselen ortak bir irade oluşturdu. Böylece anma, sadece geçmişin anısına sahip çıkmakla kalmayıp, bugünümüzü ve geleceğimizi şekillendirecek bir dayanışma ve direnç eşiği haline geldi. Katılımcılar, birlikte yaşama kültürünü yeniden teyit ederken, özgürlük ve insan haklarına olan bağlılıklarını bir kez daha vurguladılar.

Madımak’taki trajedinin yürekte bıraktığı sarsıntı, bugün de sanat ve toplumsal hareketler aracılığıyla hatırlanıyor. Anma süreci, yalnızca bir yas töreni değil; adalet talebinin ve insan onurunun savunuculuğunun sürekliliğini gösteren bir dayanışma manifestosu olarak öne çıktı. Katılımcılar, benzer acıların bir daha yaşanmaması için toplumsal sorumluluğu omuzlarındaki yük gibi taşıyorlar ve bu yükü gelecek kuşaklara aktaracaklarına dair söz veriyorlar. Bu vesileyle, hafızanın canlı tutulmasının, demokratik değerlerin ve laikliğin savunulmasının ne kadar elzem olduğunun altı bir kez daha çizildi.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar