İzmir’de Şeffaflık mı, Tahliye Baskısı mı? Vakıflar Gündemde: Taşınmazların Kısa Sürede Yeniden Tartışılması
İzmir Büyükşehir Belediyesi mart ayı olağan meclis toplantısının birinci oturumu, Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır yönetiminde yapıldı. Oturumda, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından belediyeye ait bazı taşınmazların durumu yeniden masaya yatırıldı. Egemenlik Evi, Gasilhane ve Morg ile Meslek Fabrikası gibi önemli yapılarla ilgili süreç uzun bir zamandır meclisi ve vatandaşları meşgul ediyor. Başkan Yardımcısı Yıldır, konunun hem hukuki ağırlığına hem de belediyenin idari tasarruf yetkisine etkisine vurgu yaparak şu ifadeleri dile getirdi: Tapudaki kayıtlar bir anda değiştirilmiş ve bu taşınmazlar Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmiştir. Belediyemizin mülkiyetindeki bu taşınmazların idaresi ve tasarrufu, belediyeye bildirim yapılmadan ve görüş alınmadan dönüştürülmüş gibi görünüyor. Bu durum, belediyenin uzun yıllara dayanan hizmet ve planlama süreçlerini etkileyebilecek nitelikte son derece ciddi bir idari işlem olarak değerlendiriliyor.

Hukuki süreçlere değinen Yıldır, tapu iptali ve tescil davasında hukuki haklarımızı savunmamız gerektiğini ifade etti. Egemenlik Evi’nin Vakıf Kültür Varlığı statüsüne sahip olmadığını söyleyen Başkan Vekili, söz konusu yapıların belediyeye ait olduğunun tarihsel bir gerçek olduğunu ve vakıf yoluyla herhangi bir yapı oluşumunun söz konusu olmadığını belirtti. Gasilhane ve morg yapıları için de aynı durumun geçerli olduğunu vurguladı. Meslek Fabrikası’nın vakıf kültür varlığı niteliği taşımadığına dikkat çekti. Ayrıca taşınmazlara ilişkin ödenen taviz bedellerinin de hatırda tutulması gereken önemli bir ayrıntı olduğuna işaret etti.

Mecliste muhalefetin eleştirileri de sertleşti. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili Altan İnanç, “2008 yılında çıkan yasadan bahsediyoruz. Kaç yıldır bu binalar İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kullanımında. Şimdi mi aklınıza geldi? Meslek Fabrikası’nda on binlerce genç meslek sahibi oldu, kendi işini kurdu. Vakıflar alınca ne olacak? Biz kanun ve hukuka uygun hareket etmek zorundayız. Ancak vicdan da yanımızda olmalı. Bu yapılar İzmirli’nin kullanımında kalmalıdır.” ifadelerini kullanarak sürecin siyaset üstü bir konu olduğunu vurguladı.

CHP Grup Sözcüsü Yağmur Yurdakul Özkan ise vakıfların tahliye tehdidinin barındırdığı ciddi riskleri gündeme taşıdı. “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Sayıştay raporlarındaki olumsuz uygulamalarına rağmen, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin taşınmazlarına yönelik baskıları sürüyor. 5 yıl daha kullanım hakkı gibi alternatiflerle yaklaşılabilir. Ancak şu anki süreçte tahliye emri sayısı ve baskısı artıyor; bu, belediyenin plan ve hizmet üretimini olumsuz etkiliyor.” diye konuştu. Özkan, mevcut yaklaşımın hukuki çerçeve içinde tartışmalı olduğuna işaret ederek, sürecin şeffaflığı ve adil hesap verebilirlik açısından yeniden gözden geçirilmesini istedi.
İzmir’in yakın geçmişteki bu tür konuları nasıl yöneteceği, sadece yerel politikayı değil, aynı zamanda kamu yararı, şehir planlaması ve vatandaşların günlük yaşamını da doğrudan etkiliyor. Gündem daha da genişledi: Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün taşınmazları üzerinde yürütülen mevcut süreç, uzun vadeli kullanım hakları, kira bedellerinin ödenip ödenmediği ve hangi kriterlerle sözleşmelerin yenileneceği gibi konuları da yeniden tartışmaya açıyor. Vatandaşlar için en kritik mesele, bu süreçte belediyenin ve kurumların hesap verebilirliğinin artırılması ve karar alma süreçlerinin daha açık ve katılımcı bir hal alması yönünde. Bu noktada meclisin ve ilgili kurumların hızlı, doğru ve şeffaf adımlar atması bekleniyor.