Vakıf Katılım: İkinci 10 Yıla Yükselen Sürdürülebilir Büyümeyle Türkiye’nin Finansal Şafaklarını Güçlendirmek

Vakıf Katılım: İkinci 10 Yıla Yükselen Sürdürülebilir Büyümeyle Türkiye’nin Finansal Şafaklarını Güçlendirmek

Vakıf Katılım, 2016 yılında sektöre kazandırdığı taze kan ve yenilikçi yaklaşımlarla kısa sürede dikkatleri üzerine çekti. Bugün, 10. yılına yaklaşırken sadece rakamlarla değil, toplumun her kesimine dokunan projeleriyle de öne çıkıyor. Sağlam bilanço, sürdürülebilir büyüme ve dijitalleşme odaklı stratejileriyle, müşterilerinin güvenini pekiştirerek ekonominin yükünü hafifletmeye çalışıyorlar.

2025 yılı itibarıyla sektörde kaydedilen gelişmeler, Vakıf Katılım’ın piyasa konumunu güçlendiren birkaç önemli başlığı ortaya koyuyor. Aktif büyüklüğünü 784,2 milyar TL seviyesine taşıması, kamu-özel iş birliklerinin ve KOBİ’lere verilen desteklerin ne kadar stratejik bir rol oynadığını gösteriyor. Aynı dönemde 549,3 milyar TL tutarında fon kullanımı ve 564,6 milyar TL fon toplamı, bankacılık-ekonomik aktivitenin can damarı olan sermaye hareketlerini canlandırdı. Bu veriler, sadece rakamlar değil, mikro-planlarda da etkisini hissettiren bir büyümeye işaret ediyor.

Vakıf Katılım’ın KOBİ’lere verdiği destek, istihdam ve üretim odaklı yaklaşımın merkezinde yer alıyor. 193,2 milyar TL nakdi finansman sağlama hedefiyle, işletmelerin üretim kapasitesini artırmaları, yeni istihdam olanakları yaratmaları ve ihracat potansiyellerini güçlendirmeleri için önemli bir katalizör görevi görüyor. Bu çerçevede, kira sertifikası ihracatlarıyla toplam 128 milyar TL’lik kaynak temini, sermaye piyasanlarının çeşitlenmesi ve uzun vadeli finansman olanaklarının artması anlamına geliyor. Böylelikle finansal teknoloji çözümleri ve arka uç altyapı yatırımları ile finansal ekosistemin verimliliği artırılıyor.

Teknoloji ve sermaye piyasalarında derinleşme hedefi, vakıf katılımın yalnızca bankacılık işlemleriyle sınırlı kalmayıp, yatırım ve portföy yönetiminde de geniş bir etki alanı yaratmasına olanak tanıyor. Vakıf Katılım Portföy Yönetim Şirketi’nin kuruluşu, sermaye piyasalarındaki katılım odaklı çözümleri güçlendiriyor. Şirketin, Kurumumuza ait olması, karar alma süreçlerinde hizalanmayı kolaylaştırarak daha hızlı ve etkili çözümlerin üretilmesini sağlıyor. Ayrıca AR-GE ve inovasyon odaklı projelerle dijitalleşme hızla yayılıyor; KFT Bilişim Sistemleri sayesinde girişimci ekosistemine yenilikçi B2B ve B2C hizmetleri sunuluyor. Bu adımlar, teknoloji odaklı ürün ve hizmetlerin katılım finansı arenasında geniş kitlelere ulaşmasına olanak tanıyor.

Sürdürülebilirlik alanında somut ilerlemeler için Vakıf Katılım, 2025 yılında TSRS uyumlu ilk Sürdürülebilirlik Raporu ile firmanın çevresel ve kurumsal performansını daha şeffaf bir şekilde kamuoyuna iletiyor. ESG ilkelerine uyum düzeyi, Greendeks kapsamında değerlendiriliyor ve B+ (İyi Düzeyde Sürdürülebilirlik+) notuyla notlandırılıyor. Sürdürülebilirlik çalışmalarında 289 proje için 532,4 milyon dolar finansman sağlanması, çevresel ve toplumsal faydaların artması anlamına geliyor. Güneş enerjisi santraliyle binaların enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılamak, operasyonel sürdürülebilirliğin somut göstergelerinden biri. Ankara’daki yeni veri merkezinin enerji ihtiyacı için planlanan ikinci GES yatırımı da bu çabaların bir parçası olarak dikkat çekiyor.

Kültürel kalkınmaya olan katkı, ekonomik büyümeyle paralel ilerleyen bir başka öncelik. Vakıf Eserleri Envanter Projesi, kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla hayata geçirildi. Hatay’dan Konya’ya uzanan süreçte, Bursa ve Kütahya’nın da envanter çalışmalarına dahil edilmesi, bölgesel zenginliklerin güvence altına alınması için önemli adımlar olarak değerlendiriliyor. 2026 yılı için İzmir ve Kahramanmaraş’ın da projeye dahil edilmesi planlanıyor; bu da bölgeler arası kültürel dengeyi güçlendirecek bir hamle olarak görülüyor.

İkinci 10 yıla yönelik vizyon ise daha büyük hedeflerle ve daha güçlü bir sorumluluk bilinciyle şekilleniyor. Akben’in ifadeleri, sürdürülebilir büyüme stratejimizden ödün vermeden, kaynak çeşitliliğini artırarak ve dijitalleşmeyi hızlandırarak ilerleyeceğimizi gösteriyor. Müşterilere daha erişilebilir ve yenilikçi finansal çözümler sunma hedefiyle, sağlam bilanço, güçlü insan kaynağı ve kurumsal değerlerimizi merkeze koyarak ilerlemek, ikinci 10 yılın temel odak noktaları arasında yer alıyor. Bu yaklaşım, reel sektöre sağlanan desteğin artmasıyla Türkiye ekonomisinin kalkınmasına daha güçlü katkılar sunmayı amaçlıyor.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar