Türkiye’den Dünya Radyocerrahi Devi: Peker’in Uluslararası Başarısı ve Yapay Zeka Odaklı Gelecek Vizyonu
İstanbul gündeminde yankı uyandıran gelişme, uluslararası sıralamalarda radyocerrahi alanında en üst sıralarda gösterilen Türkiye kökenli bilim insanlarını bir kez daha öne çıkardı. Dünyanın en etkili isimlerinden biri olarak gösterilen Prof. Dr. Selçuk Peker, dünya çapında 8. sıraya yükseldiğini belirtti ve bu başarının yalnızca bireysel bir kazanım olmadığını vurguladı. Türkiye’nin artık yalnızca tedavi sunan, aynı zamanda bilim üreten ve küresel literatüre katkıda bulunan bir ülke olduğunun bir göstergesi olarak nitelendirdi.

“Radyocerrahi gibi yüksek uzmanlık ve ileri teknoloji isteyen bir alanda elde edilen bu konum, kalıcı bir ekip çalışmasının ve istikrarlı clinical altyapının sonucudur” şeklinde konuşan Peker, genç meslektaşlarına da ilham verici bir çağrıda bulundu. Yurt dışındaki merkezlere gidmenin tek şart olmadığını belirten bilim insanı, doğru vizyon, disiplinli çalışma ve uluslararası iş birlikleriyle Türkiye’nin de dünya düzeyinde başarılara imza atabileceğini belirtti.

TÜRKİYE RADYO-CERRAHİDE MERKEZİNE DOĞRU YOLDAYIZ Türkiye’nin Gamma Knife ve stereotaktik radyocerrahi alanındaki deneyimi son dönemde uluslararası ilgi çekiyor. Peker, tedavi merkezlerine başvuran hasta ve hekim sayısındaki artışın bu alanda Türkiye’nin bir çekim merkezi haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Ülkenin bölgesel bir radyocerrahi merkezi olma potansiyeli taşıdığını söyleyen Peker, bunun ancak bilgi üretiminin ve eğitim faaliyetlerinin artırılmasıyla mümkün olacağını ekledi. “Bölgesel merkez olmak sadece hasta kabul etmek demek değildir; bilgi üretmek, eğitim vermek ve uluslararası araştırmalar yürütmek de bu misyonun ayrılmaz parçalarıdır,” dedi.
YAPAY ZEKÂ SİSTEMLERİ TEDAVİDE DEĞİŞİM GETİRİYOR Beyin cerrahisinin geleceğine ilişkin düşüncelerini paylaşan Peker, yapay zekâ destekli uygulamaların yaklaşan dönemde tedavi planlamasında daha belirgin bir rol oynayacağını ifade etti. Gelecek yılarda görüntüleme sonuçlarının tek başına karar vermeye yetmeyeceğini belirten bilim insanı, hastanın genetik yapısı, tümörün biyolojik özellikleri ve yapay zekâ destekli risk analizlerinin tedavi süreçlerinde kritik rol oynayacağını söyledi. Ancak tüm teknolojik ilerlemelere rağmen hekimlik sanatının daima merkezde kalacağını sözlerine ekledi.