Dikey Kadrajın Işığında Şehrin Anlatısı: Mimari ve Mirasın Yükselişi
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin katılımıyla hayata geçen “Dikey Kadraj” Fotoğraf Sergisi, ziyaretçilerini yalnızca bir sergiye davet etmekten öte, şehrin nefes alan anlarını yeniden keşfetmeye çağırıyor. Öğr. Gör. Dr. Melih Tomak’ın objektifinden yansıyan mimari yapıların, tarihî mekânların ve doğal manzaraların birleşimi, dikey kadrajın özgün görsel dilini derinlikli bir anlatıya dönüştürüyor. Işıkla dans eden çizgiler, renklerin iç içe geçmiş tonları ve perspektifin ustaca oyunuyla ortaya çıkan kareler, izleyiciye alışılmışın ötesinde bir görsel yolculuk sunuyor.

Serginin odak noktası, sadece anı belgelemekten öteye geçerek mekânların tarihsel ve kültürel kimliğini yansıtmak olarak beliriyor. Keskin hatlar ve yumuşak dokular arasındaki kontrastlar, mekanı adeta bir canlı varlık gibi okuyarak ziyaretçinin hafızasında iz bırakan anlar yaratıyor. Özellikle mimari ayrıntılar üzerinden kurulan kompozisyonlar, dikey kadrajın estetik gücünü ve anlatısal zenginliğini ön plana çıkarıyor. Bu yaklaşım, mekânların geçmişten bugünlere taşıdığı hikâyelerin bir tür görsel kayıt altına alınmasını sağlarken, modern bakışla tarihsel mirası güncel bir dilden ifade etmeyi başarıyor.
Küratörlüğünü Prof. Dr. Mehmet Koştumoğlu’nun üstlendiği sergide, sanatın estetik boyutuyla birlikte görsel farkındalık ve kültürel belleğin korunması mesajları da güçlü bir şekilde vurgulanıyor. Sergi boyunca kullanılan aydınlatma ve mekân düzenlemesi, izleyicinin dikkatini kompozisyonun en ince ayrıtılarına yönlendirmek üzere tasarlanmış. Ziyaretçiler, her karede kendilerini farklı bir zaman diliminde hissederken, ışık ve gölgenin dansıyla mekânların ruhunu hissetme şansı elde ediyorlar.
Etkinlik Takvimi — Sergi 22 Ekim 2026 Perşembe günü saat 15.00’te açılıyor ve 28 Ekim 2026 tarihine kadar Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Fuaye Alanı’nda ziyaret edilebiliyor. Burada, ziyaretçiler yalnızca fotoğraflarla karşılaşmakla kalmıyor; serginin güncel teması üzerine kısa sohbetler, sanatçı söyleşileri ve atölye çalışmaları için de olanaklar bulunduğu belirtiliyor.
Görsel bir bellek arayışı içinde, sergi izleyiciyi mekânların katmanlı zamanını deneyimlemeye davet ediyor. Dikey kadraj, mekânın yüksekliğini ve derinliğini aynı anda kucaklayarak, sıradan bir fotoğrafın ötesinde bir anlatı kuruyor. Renklerin ve dokuların harmanı olan her kare, ziyaretçinin zihin haritasında yeni ufuklar açıyor ve bu deneyim, görsel sanatta estetikle toplumsal hafızanın birleşimini mümkün kılıyor.