Kuru Meyve Zirvesi: Avrupa’nın Kritik Sözcüleri Türkiye’de Üretimden İhracata Kapsamlı Bir Yol Haritası Çizdi
Avrupa Birliği merkezli FRUCOM, Almanya’dan Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve Hollanda’dan Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV) yöneticilerinin Türkiye ziyaretinin ikinci günleri, üretim sahasından laboratuvara uzanan zengin bir inceleme ve bilgi paylaşımıyla şekillendi. Etkinlikte amaç, Türk kuru meyve zincirinin her katmanını sahada görmek, karar alma süreçlerini yerinde anlamak ve sürdürülebilirlik için somut yol haritaları ortaya koymaktı. Heyetler, bağlamı güçlendirmek adına üretimden dökümantialı kalite kontrol süreçlerine kadar uzanan aşamaları canlı olarak gözlemledi; ekolojik koşulların verim ve kalite üzerindeki doğrudan etkileri ile laboratuvar analizlerinin üretimde nasıl uygulanabilir olduğuna dair karşılıklı yorumlar yaptılar.

İncirden kuru kayısıya, çekirdeksiz kuru üzümden kurutma teknolojilerine kadar, Türkiye’deki üretim zincirinin her adımı sahada incelendi. Sarılop inciri için üretim bahçelerinin bakımı, hasat zamanlaması ve hasat sonrası kurutma süreçlerinin ayrıntılı olarak ele alınması, kalite güvenliği ve gıda güvenilirliği konularında Avrupa temsilcilerine pratik bilgiler sundu. Bu ziyaretler sırasında üreticilerin karşılaştıkları zorluklar; iklim değişikliği etkileri, su yönetimi ve pestisit kullanımı gibi konular da şeffaf bir şekilde tartışıldı ve sürdürülebilir çözümler için ortak çalışmanın önemi vurgulandı.

İncir Araştırma Enstitüsü’nde yürütülen çalışmalar, verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik yeni teknikler ile gıda güvenliğini güçlendirmeye dönük standartlar açısından ayrıntılı olarak paylaşıldı. Özellikle izlenebilirlik, tedarik zinciri şeffaflığı ve güvenilirlik konuları, Avrupa tarafında yeniden değerlendirme ve güncelleme ihtiyacı doğuran başlıklar olarak öne çıktı. İzmir’deki Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ziyaretinde ise bitki sağlığı, zararlılarla mücadele yöntemleri ve biyolojik çeşitlilik odaklı koruma stratejileri üzerinden etkileşimler kuruldu. Buradaki sunumlar, yaygın kullanılan kimyasal tarım ürünlerinin azaltılması ve ekosistem dostu alternatiflerin entegrasyonu konularında ortak farkındalık yarattı.

EİB’DE SEKTÖR TOPLANTISI YAPILDI bölümünde, Ege İhracatçı Birlikleri’nin katılımcılarıyla gerçekleştirilen bilgilendirme oturumu canlı bir kısa yol haritasına dönüştü. Avrupa kuru meyve pazarındaki eğilimler, ithalatçı ve perakende zincirlerinin beklentileri, sürdürülebilirlik talepleri ve AB mevzuatındaki güncel düzenlemeler, gerçek vakalar üzerinden tartışıldı. Katılımcılar, Türk kuru kayısı, kuru inciri ve çekirdeksiz kuru üzümünün Avrupa pazarındaki konumunu derinlemesine inceleyerek mevcut rekabet avantajlarını ve potansiyel geliştirme alanlarını belirledi. Başkan Yusuf Gabay’ın ifadesiyle, üreticiden ihracata kadar tüm süreçlerin entegre bir yaklaşım içinde hareket etmesi gerekiyor; bu, kalite güvenliği, bilimsel altyapı ve pazar uyumu için vazgeçilmez bir kare olarak öne çıktı.
Toplantı sırasında AB mevzuatındaki değişiklikler ve gıda güvenliğine ilişkin yeni standartlar ele alınırken, geçiş dönemlerinin nasıl yönetileceği konusunda somut öneriler ortaya kondu. Gabay ayrıca, çevre ve sosyal sürdürülebilirlik unsurlarının ihracat yanındaki etkisini vurgulayarak, paydaşlarla arasında güçlü bir diyalogun sürdürülmesini ve ortak girişimlerin teşvik edilmesini savundu. Manisa’da çekirdeksiz kuru üzüm zincirinin incelenmesiyle program, üretimin mikro düzeyinden makro piyasa dinamiklerine uzanan bir analiz ortaya koydu. Bağcılık Araştırma Enstitüsü ziyaretinde Ar-Ge çalışmaları, laboratuvar altyapısı ve gıda teknolojileri hakkında ayrıntılı bulgular paylaşıldı; hasat, kurutma, kalite kontrol ve pazarlama süreçleri bağlamında pratik uygulamalar ve yenilikçi çözümler masaya yatırıldı.
Programın sonunda, Avrupa paydaşları Türkiye’de edindikleri bilgi ve deneyimleri kendi ülkelerindeki kurumlarla paylaşma sözü verdi. Bu sayede teknik diyalogun sürdürülmesi ve ortak girişimlerin geliştirilmesi adına bir yol haritası kabul edildi. Üretimde kalite ve güvenliğin ana hedef olarak kalmasıyla birlikte, araştırma kurumları ile sanayi işbirliği derinleştirilerek uluslararası mevzuatla uyumlu bir ilerleme sağlanacak. Bu süreç, Türkiye’nin kuru meyve sektörünü Avrupa pazarında daha dirençli ve rekabetçi kılma potansiyeli taşırken, paydaşlar için karşılıklı fayda odaklı bir büyüme dönüşümünü temsil ediyor.