Dallardan Dünyaya Rüzgâr gibi: İzmir’in Yeni Gibiyle Büyüleyen Gibon Ailesi ve Siamanglar Arasında Uçuşan Anlar
İzmir Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı’na yeni gelen dört gibon, ziyaretçileri adeta bir macera yolculuğuna davet ediyor. Beyaz elli gibbonlar ve siamanglar olarak bilinen bu iki tür, uzun kolları sayesinde ağaçtan ağaca, dallardan dallara süzülüyor ve parkın yeşil koridorlarını adeta birer sahneye dönüştürüyor. Bruno ve Justine adlı yetişkin çift ile Savannah ve Mula adlı gençler, bugünlerde parkın en çok konuşulan sakinleri haline geldi. Özellikle çocuklar, bu hareketli canlıları yakından izleyebilmek için sabahın erken saatlerinden akşamın geç saatlerine kadar ağaçların gölgesindeki yaşamlarına tanık oluyorlar.
Yeni yuvalarını İzmir’de kuran bu iki türün ortak özellikleri, onları ziyaretçiler için büyüleyici kılıyor. Beyaz elli gibbonlar, adı üstünde açık renkli elleriyle dikkat çeker; kuyruğu olmaması, hareketlerini daha da etkileyici kılıyor. Siamanglar ise dünyanın en büyük gibon türü olarak bilinir ve boğazlarının altında bulunan özel ses kesesi sayesinde inanılmaz güçlü ve yankılanan sesler çıkarabilirler. Günün çoğunu ağaçların en yüksek tepelerindeki dallarda geçiren bu canlılar, rüzgârla savrulan yaprakların ve kuş seslerinin arasında zarif bir uyum sergiliyorlar.
Güvenli ve doğal yaşam koşulları, parkın veteriner ekipleri tarafından titizlikle sürdürülüyor. Serkan Eğrilmez, bu türlerin hareketli doğalarını ve sosyal yapılarını vurgulayarak, “Ağaçların dallarında elleri üzerinde yürüyen bu canlılar, adeta uçuyorlar ve ziyaretçiler için unutulmaz bir görüntü sunuyorlar. Bu durum, parkımızı eğitici ve eğlenceli bir deneyim merkezine dönüştürüyor” diye konuştu.
Yeni yuvaları İzmir oldu demek, aslında uzun bir hikâyenin devamı. Yaklaşık 17 yıl önce Kültürpark Hayvanat Bahçesi’nin kapatılmasıyla birlikte bazı hayvanlar doğaya geri dönme şansı bulamamıştı. O dönemin ardından Darıca’daki özel hayvanat bahçesinin kapanmasıyla birlikte, bu türlerin güvenli bir yuva bulması için İzmir Doğal Yaşam Parkı bir kez daha devreye girdi. Eğrilmez, “Türkiye’de bir hayvanat bahçesi daha kapandıysa, burada onların güvenli ve doğal yaşam koşulları altında adapte olması için çalışmaya devam ettik” diyor.
Beyaz elleriyle tanınan bu gibonlar, adeta bir sanat eserini andıran hareket becerileriyle dikkat çekiyor. Kuyrukları olmayan uzun kollar, onların ağaçlar arasında nasıl zarif bir koreografi sergilediklerini açıklıyor. Siamanglar ise güçlü sesleriyle sadece ortamı değil, ziyaretçilerin merakını da tetikliyor. Boğazlarındaki ses kesesiyle çıkarabildikleri düzensiz ama güçlü melodiler, sabahın erken saatlerinde parkı adeta bir müzik dinletisine dönüştürüyor.
Şimdi Bruno, Justine, Savannah ve Mula, İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın alanında kendilerine ayrılan özel yaşama alanlarında güvenli ve doğal bir yaşam sürdürmeye devam ediyor. Ziyaretçiler için ise bu canlılarla yapılan gözlem, doğayla kurulan bağın ve hayvan davranışlarının öğrenilmesi için eşsiz bir fırsat sunuyor. Park yöneticileri, bu türlerin korunması ve biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi adına çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.
Kaynaklar: BYZHA Beyaz Haber Ajansı