Mahallede Söz Sende: Her Sesin Kentte Değeri Var, Her Talepten Şehir Doğuyor
İzmir’in mahallelerinden yükselen katılımcı bir kahramanlık hikâyesi anlatılıyor: Sesler, beklentiler ve öneriler doğrudan belediyeye ulaşınca kent yönetimi ile yurttaşlar arasında kurulan güven köprüleri güçleniyor. Odakİzmir projesinin Aktif Yurttaşlık ve Katılımcılık Programı çerçevesinde hayata geçirilen Mahallede Söz Sende buluşmaları, Konak Ulubatlı Mahallesi’nde dördüncü durağına ulaştı. Daha önce Karabağlar Refet Bele, Bornova Meriç ve Bayraklı Gümüşpala mahallelerinde gerçekleşen toplantılar, kent yönetiminin katılımcı, adil ve şeffaf bir hizmet anlayışını güçlendirme amacıyla tasarlandı. Bu süreç, sadece sözlü geri bildirim almakla kalmıyor; aynı zamanda taleplerin hangi kalıplarda, hangi birimlere iletilmesi gerektiğini netleştiriyor ve çözüm takvimini somut adımlarla ortaya koyuyor.
“Samimi, içten ve şeffaf…” ifadesi, toplantıların ruhunu özetliyor. Psikolog Ürün Perçin Boyacıoğlu’nun aktardığı gibi mahalleler, kent hakkının yaşamsal temel taşları olarak görülüyor. Mahalleler, yurttaş katılımını destekleyen en küçük ve en etkili birimler olarak tanımlanıyor. Bu nedenle mayıs ayından itibaren başlayan saha çalışmaları, mahallede doğrudan temas kurma ilkesine dayanıyor. Yurttaşlar, kendi mahallerindeki ihtiyaçları, karşılaştıkları zorluklar ve çözüm önerilerini ilk ağızdan paylaşıyor; belediyenin ilgili birimlerine iletilen bu talepler, daha şeffaf bir geri bildirim süreciyle ele alınıyor.
Kadın mahalle sakinlerinin özel ilgisi ve katılımı, programın en belirgin dinamiğini oluşturuyor. Özellikle 7/24 yaşayan bir toplumsal kesim olarak değerlendirilen kadınlar, kamusal alanda seslerini yükseltebiliyor, kente ilişkin karar alma süreçlerinde söz hakkı kazanıyor. Ulubatlı Mahallesi’ndeki toplantılarda da bu dinamik öne çıkıyor. Tennur Kaymaz, derdini ve çözüme yönelik beklentilerini paylaşırken, komşularını da yanına alıp gelmenin mutluluğunu dile getiriyor ve “Bir dahaki toplantıya da katılacağız” diyerek sürecin sürekliliğine vurgu yapıyor. Nesrin Doğan ise belediyeye olan güvenini ifade ederek, gürültü ve çevre kirliliği gibi konularda yapılan ortak akıl toplantısının kendileri için bir moral kaynağı olduğunu belirtiyor. Toplantıların bu samimi atmosferi, katılımın kalitesini ve verimliliğini artırıyor.
Dört aşamalı model üzerinden ilerleyen program, mahalle odaklı bir dönüşüm planını hayata geçiriyor. İlk aşamada mahalleler belirli sosyoekonomik göstergelerle analiz ediliyor ve hane gelirleri ile temel sosyal destek ihtiyacı gibi kriterler ışığında öncelikler belirleniyor. İkinci aşama, yerel paydaşların koordine edilmesi ve mahalledeki toplumsal ağların güçlendirilmesi üzerine odaklanıyor. Muhtarlık ziyaretleri, vizyon aktarımı ve katılım davetinin yaygınlaştırılması bu sürecin ayrılmaz parçaları olarak karşımıza çıkıyor. Üçüncü aşamada mahallelinin kent deneyimlerini merkeze alan bir diyalog zemini kurularak ihtiyaçlar belirleniyor; kent hakkı ve birlikte yaşama perspektifiyle hazırlanan anket ve diyalog formu, mahalledeki eksiklikleri, beklentileri ve çözüm önerilerini sistematik olarak kaydediyor. Dördüncü aşama ise toplanan verilerin ilgili kurum ve müdürlüklere sunulmasıyla hayata geçiriliyor. Bu adımlar, yurttaşların karar alma süreçlerine gerçek ve etkili bir katılımını sağlama hedefiyle uyumlu bir şekilde yürütülüyor.
Bütün bu süreç, sadece verilen talimatları yerine getirmekten öte, mahallelerde bir güven ve dayanışma iklimi inşa etmeyi amaçlıyor. Yurttaşlar artık kendi mahallelerinde söz sahibi olduklarını hissediyor; yaşadıkları mahalleden kent bütüne uzanan, adaletli ve kapsayıcı bir hizmet ağının parçası haline geliyorlar. Bu yaklaşım, kentte yaşayan herkes için daha kaliteli bir yaşam, daha şeffaf bir yönetim ve daha kapsayıcı bir toplum vizyonunu güçlendiriyor. Kaynak: Beyaz Haber Ajansı (BYZHA).