Birlikte Dokunan Kalpler: KO-MEK’in Başiskele’deki Işıltılı Sergisi ve Aile Modeli
Başiskele’nin Karşıyaka Kültür Merkezi, bir günlüğüne değil, bir dönemin anılarına ev sahipliği yaptı. KO-MEK’in bu ilçedeki sergisi, sadece el emeği ürünlerin sergilenmesiyle sınırlı kalmayıp, bir toplumun ortak hatırasını ve geleceğe dönük umutlarını da paylaşıma açtı. Kursiyerler, bir yıl boyunca süren emeklerinin meyvelerini sergilemek için bir araya geldiler; her bir eser, emek, sabır ve hayallerin birbirine dokunduğu küçük birer hikâyeye dönüştü. Bu hikâyeler, izleyenlere sadece görsel hazlar sunmakla kalmadı, aynı zamanda yerel halkın dayanışma ve karşılıklı destek ruhunu yeniden hatırlattı.
Serginin açılışında bulunan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın enerjisi, mekânın atmosferine adeta bir rüzgâr gibi yayıldı. Başkan, KO-MEK’in ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, bu kurumun kadınları, gençleri ve engellileri kapsayacak şekilde genişleyen kapsayıcılığını öne çıkardı. “Şehir yaşamını sadece inşa etmekle kalmıyoruz; insanların iç dünyalarını da güçlendiriyoruz” sözleri, serginin ruhunu özetleyen bir manifesto niteliğindeydi. Çünkü mutlu şehir, mutlu insanlar yetiştiren bir ailedir ifadesi, hem kutlamanın hem de geleceğe dair sorumluluğun altını çizdi.
Kursiyerlerin yüzlerinde görülen gurur, bir yandan yarışmaların ya da ödüllerin getirdiği tatminle birleşirken, diğer yandan günlük yaşamın sıkıntılarına karşı bir siper görevi gördü. Her bir el emeği eser, yalnızca estetik bir değer sunmakla kalmadı; onların hayatındaki dönüm noktalarını, karşılaştıkları güçlükleri ve insanlara dokunma arzusunu da aktardı. Bu sergi, sadece bir sergi değil, bir paylaşım ve ilham köprüsüdür. “KO-MEK ailemizin bir parçası” demek, burada sadece fiziksel bir bağlılıktan çok, aidiyet duygusunun derinleşmesini anlatır.
Başkan Büyükakın’ın konuşmasında öne çıkan bir diğer vurgu ise hizmet yaklaşımıydı. “Çalışınca oluyor” inancını bir yaşam felsefesine dönüştüren yönetim, şovdan uzak, samimi ve kalıcı çözümlere odaklanmanın önemini vurguladı. Halka hizmet, huzuru ve güveni inşa eder ilkesiyle hareket eden KO-MEK ailesi, anne şehir merkezleriyle kadınların, çocukların ve gençlerin yaşam kalitesini artırmayı hedefledi. Bu yaklaşım, sadece beceri kazanımıyla sınırlı kalmayıp, toplumda dayanışma, empati ve karşılıklı sorumluluk duygularını güçlendirdi.
Kursiyerler ile yapılan sohbetlerde, bu yolculuğun kişiler üzerinde bıraktığı derin etkiler açıkça hissedildi. Mehtap Küçükerdal gibi isimler, KO-MEK’in hayatlarını nasıl dönüştürdüğünü paylaştı; burada öğrenmenin, sosyalleşmenin ve terapi olmanın bir araya geldiğini, kurs günlerini sabırsızlıkla beklediklerini anlattılar. Bu ifadeler, serginin yalnızca bir sergiden ibaret olmadığını, toplumsal bir terapi ve change-maker etkisi yarattığını gösteriyordu. Güçlenen kadınlar, daha sağlam aileler ve daha dinamik gençler ile dolu bir gelecek için umutlar yeşerdi.
Serginin sonunda edilen sohbetler ve yapılan ziyaretler, katılımcıların birbirine olan güvenini ve karşılıklı saygıyı artırdı. Başkan Büyükakın’ın, bohçayı nişanlı kursiyere hediye etmesiyle başlayan kutlama, sergi alanında gezintiyle devam etti ve her eser, ziyaretçilere birer öykü anlattı. Bu öyküler, sadece görsel bir zenginlik sunmakla kalmadı; aynı zamanda sürdürülebilir toplumsal değerlerin nasıl inşa edilebileceğine dair bir rehberlik de sağladı. KO-MEK’in bu sergisi, kalpten hissedilen bir proximity ve ortak amaç etrafında örülen güvenli bir ağa dönüştü. Kaynağını lokal dayanışmadan alan bu başarı, gelecek dönemde de yeni projeler için ilham kaynağı olmaya aday.”