Kuru Meyve Sektöründe Büyük Söz: Türkiye’nin İhracat Şampiyonu Olacak Stratejiler ve Yeni Liderler
Kuru meyve sektörü, Türkiye’nin üretim ve ihracatta küresel arenada söz sahibi olduğu kritik bir alandır. Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı, kuru incir ve Antep fıstığı gibi ana ürünler, ülkenin dış ticaret dengesini güçlendiren ana kalemler arasında yer alıyor. Bu bağlamda Türkiye Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu’nun kuruluş süreci ve ilk toplantısında alınan kararlar, sektördeki gelecek vizyonunu somutlaştırıyor. Toplantıda oy birliğiyle seçilen Şemsettin Özgür, Başkan olarak vizyonunu net bir dille ifade etti ve sektörün önceliklerini belirledi. Başlıca hedefler arasında tanıtım çalışmalarını güçlendirmek, kalite ve gıda güvenliğini artırmak ve küresel piyasalarda Türk kuru meyvelerinin görünürlüğünü artırmak yer alıyor. Uluslararası arenada markalaşma için TURQUALITY ve URGE projelerini kenara koymaksızın daha geniş bir şekilde uygulamaya koymak ve Çin ile Hindistan gibi potansiyel büyük pazarlara odaklanmak, stratejinin temel taşları olarak öne çıkıyor. Bu hedefler, sadece ihracat rakamlarını yükseltmekle kalmayacak, aynı zamanda sektörün bütün paydaşlarının koordineli hareket etmesini zorunlu kılıyor. Üretim bölgelerinin nabzını tutma amacıyla saha toplantılarının kuru meyve üretim bölgelerinde yapılması kararı, sahadaki sorunların yerinde ve hızlı çözümlenmesini hedefliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı, üreticiler, üniversiteler ve araştırma enstitüleriyle kurulan ortak projeler, aflatoksin ve okratoksin gibi tehlikeli kontaminantların azaltılmasına odaklanıyor. Bu, tüketici sağlığı açısından da büyük önem taşır nitelikte. 2025/26 sezonunda iklim krizinin etkilerinin hissedildiği bu dönemde dahi, 2026 yılında ihracat hedeflerinin korunması için gerekli adımlar atılıyor. Başkan Özgür, yılın ilk beş ayına ait rakamları paylaşırken, miktar açısından bir önceki yıla kıyasla hafif bir gerileme olsa da döviz getirisiyle ilgili kayıpların telafi edilebileceğini ve 2026’da yıllık 2 milyar dolar hedefine yaklaşılabileceğini belirtti. Çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirdeki kalite standartlarının yükselmesiyle birlikte, ülkenin markalı ürünleri daha çok öne çıkacak. 1 Ocak – 15 Mayıs 2026 arasında elde edilen veriler, sektörün dinamiklerini net bir şekilde ortaya koyuyor: Kuru üzümden elde edilen gelir yaklaşık 166 milyon dolar, kuru incirden 134 milyon dolar, kuru kayısıdan 97 milyon dolar ve Antep fıstığından 50,5 milyon dolar gibi kalemler dikkat çekiyor. Badem, çam fıstığı, ceviz ve leblebi gibi yan ürünler de toplam döviz girişine önemli katkılar sağlıyor.
Sektörün vizyonunu paylaşan kurumlar arasında Ege, Güneydoğu Anadolu ve İstanbul bölgelerindeki birlikler ile GAİB ve diğer paydaşlar, koordineli bir yönetim yapısı oluşturarak kararların hayata geçmesini hızlandıracaklarını ifade ediyor. Yönetim kurulu üyelerinin çeşitliliği, bölgesel dinamikleri ve ticaretin örgütlenmiş gücü, yeni bir dönemin eşiğini işaret ediyor. İşin içinde olan tüm aktörler, kalite güvenliği, sürdürülebilir üretim ve yenilikçi pazarlama stratejileri üzerinde ortak hareket etmeye kararlı olduklarını dile getiriyorlar. Bu yaklaşım, Türk kuru meyve sektörü için yalnızca ihracat artışı değil, aynı zamanda kırsal istihdamı güçlendirme, tarımsal verimliliği artırma ve üretici gelirlerini iyileştirme hedeflerini de taşıyor. Söz konusu planlar içinde, sahada üreticiyle tüketici arasındaki bağları güçlendirmek ve tüketici bilincini artırmak için eğitim programlarıyla desteklenen iletişim kampanyaları da bulunuyor. Uzun vadede, küresel pazarlarda güvenilir bir Türk kuru meyve markası inşa etmek için kalite akreditasyonları, sürdürülebilirlik sertifikaları ve şeffaf tedarik zinciri uygulamaları hayata geçirilecek. Bu süreçte, ilgili kamu kurumları, üniversiteler ve özel sektör arasındaki iş birliği, sektörün rekabet gücünü artıracak kilit bir unsur olarak öne çıkıyor. Sorumluluk sahipleri ve paydaşlar, periyodik olarak düzenlenecek toplantılarla pazar taleplerini, tedarik zinciri risklerini ve yeni ihracat fırsatlarını değerlendirmeye devam edecekler. Bu dinamik yaklaşım, Türk kuru meyve sektörünü yalnızca bugünün talebine cevap veren bir üretici konumundan, geleceğin küresel oyuncusu konumuna taşıyacak bir yol haritası olarak öne çıkıyor.