Mücadele Ateşinde Yansıyan Umut: AKUT ve Gençlerle Dayanışmanın Işığı

Mücadele Ateşinde Yansıyan Umut: AKUT ve Gençlerle Dayanışmanın Işığı

Türkiye’nin en uzun soluklu gençlik festivali “Hazır mıyız?” mottosuyla 40. Genç Günler kapsamında, Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde gerçekleştirilen söyleşi, sadece bir sohbetten ibaret değildi; o, toplumun dayanışma ve eğitimle güçlenmesini hedefleyen bir davetti. Moderatörlüğünü Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Özgür Dereli’nin üstlendiği bu özel buluşmada konuk olarak Murat Harun Öngören yer aldı. Öncülüğünü AKUT’un temsilcisi olarak yapan Öngören, gençlerle bir araya gelerek arama-kurtarma becerilerini, doğal afetlere karşı hazırlıklı olmanın yollarını ve toplumsal sorumluluğun nasıl inşa edildiğini paylaştı. Konuşma süresince heyecan, merak ve umut iç içe geçti; katılımcılar, sahneden yükselen deneyim ve bilgeliği içselleştirmek için adeta içinde bulunduğu ortamı dinlemeye doyuramadı. Bu etkinlik, yalnızca bir anlatı değil, bir hareketin başlangıcı oldu: Her birey, afet anında bir fark yaratabilir ve bu fark, kolektif bir bilinçle büyür.

Etkinliğin akışında, Murat Harun Öngören’in geçmişiyle bugün arasındaki bağı kuran samimi bir anlatı öne çıktı. İzmir doğumlu olduğundan beri sahne sanatlarıyla çözümler üreten bir kariyerin içinden geçen Öngören, yazı ve sahneyle iç içe olan bir yol haritasını açık yüreklilikle paylaştı. Çocuklarla çalışma tutkusunun, sanatı öğretme ve öğrenmeyi birlikte deneyimleme arzusunun derinleştiğini belirten konuşmacı, yaratıcı drama yöntemlerinin nasıl uygulanabilir olduğunu örneklerle anlattı. Üniversite dönemlerindeki araştırma görevliliğinden başlayıp, İstanbul’a geldikten sonra uzun yıllar boyunca sahne sanatlarıyla arama-kurtarma bilincini birleştiren bir kariyeri kurduğunu dile getirdi.

Açık ve içten bir dille anlatılan anekdotlar, katılımcıların da paylaştığı anılarla zenginleşti. Özellikle 1999 depremi üzerinden konuşulduğunda, afetlerin sadece fiziksel zararlar değil, toplumsal dokunun onarılması gereken yaraları olduğunu vurgulayan Öngören, bir felaketin ardından dayanışmanın nasıl örgütlenebileceğini, liderliğin ne anlama geldiğini ve gönüllülüğün farklı biçimlerde nasıl değer kazandığını ayrıntılı biçimde ortaya koydu. “Bir canı kurtarmak nasıl bir hissiyat?” sorusuna verilen cevaplar, duyguların en ince noktalarına inen, ama bir o kadar da çözüm odaklı bir perspektifi yansıtıyordu. Enkaz altında kalan her bir canın sesine kulak verilmesi gerektiğini, o sesi duyurmayan hiçbir yardımın gerçek bir kurtarma olmadığını hatırlatan konuşmacı, süreç içinde gereken iletişim, koordinasyon ve eğitim adımlarını net bir dille paylaştı.

Sahne arkasında yatan amaç, yalnızca teknik bilgi vermek değildi; çocuklar ve gençler için umut dolu bir gelecek tasavvurunu da paylaşmaktı. Murat Harun Öngören, AKUT’un genç gönüllüleri için yürüttüğü eğitimlerden aldığı dersleri, ekiplerin nasıl örgütlendiğini ve hangi alanlarda inovasyonlar geliştirildiğini anlattı. Özellikle eğitimlerin, toplumun her kesimini kapsayan bir kültüre dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Bu bakış açısı, festivale katılan gençlere “hazır olmak” kavramını geniş bir çerçevede kavrama imkânı sundu.

Etkinliğin sonunda, Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever’in Harun Öngören’e takdim ettiği plaket, bu yolculuğun bir başlangıç olduğunun simgesi oldu. Plaketin arkasında yatan sözler, gençlerle ve çocuklarla buluşmanın ve onları üretmeye teşvik etmenin süregelen bir projeye dönüşmesini desteklemek üzere bir davetiye niteliği taşıdı. İşsever, bu buluşmanın bir ilk adımı olduğunu ve gelecek projelerde Murat Harun Öngören ile iş birliğinin derinleşeceğini belirtti.

Bu söyleşi, yalnızca bir anlatı değildir; bir topluluk için bir dönüm noktasıdır. Dayanışma, eğitim ve gönüllülük ekseninde kurulan bu diyalog, katılımcıların zihinlerinde yeni sorular ve yeni çözümler üretilmesi için bir rüzgâr etkisi yarattı. Gençler, evlerinde, okullarında ve sokaklarında, öğrendiklerini uygulamaya koyduğunda, toplumsal dayanıklılığın nasıl güçleneceğini görecekler. Çünkü her bir kişi, küçük bir adım bile atsa, o adım büyük bir fark yaratır. İlerisi için umutla söyleyebiliriz ki, hazır olmak yalnızca bir slogan değildir; bu toplumsal dokuyu güçlendiren, yaşamı koruyan ve geleceğe güvenle bakmamızı sağlayan bir yaşam pratiğidir.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar