Kara Rapor 2025: Türkiye’de Hava Kirliliğinin Ekonomik ve Sağlık Maliyeti
Türkiye genelinde hava kalitesi giderek daha çok tartışılan bir konu haline geldi. Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) ve bağlı sivil toplum kuruluşları, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile birlikte her yıl yayımladıkları Kara Rapor ile hava kirliliğinin toplum sağlığı ve ekonomiye etkisini masaya yatırıyor. Bu yılki raporda, erken ölümler ve yaşam kalitesine dair dikkate değer veriler dikkat çekiyor.
Basın toplantısında THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, hava kirliliğinin yalnızca sağlık sorunlarına yol açmadığını; aynı zamanda kamu otoritelerinin hesap verebilirliğini ve bütçe planlamalarını da etkilediğini belirtti. Rapor kapsamında öne çıkan veriler, Türkiye’nin hava kalitesi konusundaki mevcut problemleri ve çözüm önerilerini bir araya getiriyor.

Partikül madde kirliliği (PM2.5) ve ekonomik etkileri raporda, PM2.5 maruziyetinin bir yılda yaklaşık 138 milyar dolar maliyet doğurduğu, bu rakamın 2024 GSYİH’sının %10’una denk geldiği vurgulanıyor. Bu durum, her yıl on binlerce hayatın daha iyi politikalarla kurtarılabileceğini ve ekonomik yükün azaltılabileceğini gösteriyor.
Rapor, 2024 DSÖ kılavuzlarına uygunluk açısından il bazında ciddi eksiklikler olduğunu dile getiriyor. En yüksek kirlilik, Osmaniye, Iğdır ve Malatya’da görülüyor; Osmaniye’nin durumu DSÖ’nün en üst sınırının beş katını aşacak kadar yüksek olarak kaydediliyor. Sanayi ve termik santrallerin yoğun olduğu bazı bölgelerde ise halkın yıllık yaklaşık %70’lik bir sürede sağlıksız hava soluduğunu ifade eden bulgular bulunuyor.
İstanbul’un Sultangazi ilçesindeki uygulamalar ve Cebeci taş ocakları nedeniyle uzun vadeli maruziyetler söz konusu. Ayrıca İzmir’de ölçüm verilerinde bazı yıllar için yeterli veri elde edilemediği için kapsamlı değerlendirme yapılamadığı belirtiliyor. 2023 ve 2024 yıllarında PM2.5 nedeniyle Türkiye genelinde yaklaşık 63 bin 851 ile 62 bin 644 arasında erken ölüm gerçekleştiği tahmin ediliyor.
Rapor, ozon ve üst atmosferdeki kirleticilerin sağlık üzerindeki etkilerine de değinerek, yer seviyesinde ozon konsantrasyonunun artmasıyla solunum yolu sorunlarının artabileceğine işaret ediyor. DSÖ’nün ozon için belirlediği sekiz saatlik ortalama sınırı Türkiye’de 120 µg/m³ olarak kaydedilirken, bu değer DSÖ’nün önerdiği 100 µg/m³ seviyesinin üzerinde kalmaya devam ediyor.
Temiz hava için atılacak adımlar bölümünde ise yedi kilit önlem sıralanıyor. Bunlar, ekonomik etki analizlerinin politikalara entegre edilmesi, Ulusal Hava Kalitesi İzleme Sistemi’nin güçlendirilmesi ve verilerin kamuya açık olması gibi adımları kapsıyor. Ayrıca PM2.5 için ulusal bir limit değeri belirlenmesi, kaynakların azaltılması, hava kirliliğiyle mücadele politikalarının sağlık stratejilerine entegrasyonu ve çocuk sağlığı odaklı iklim politikalarının güçlendirilmesi öneriliyor. BSHA ile iş birliğiyle yürütülen kampanyaya katılım için bağlatıya yönlendirme de raporda yer alıyor.