Tiyatro Yolculuğunda Tarihin İzinde: Antikten Moderna Uzanan Sahne Serüveni
BBŞT Akademi Söyleşileri kapsamında Doç. Dr. Süreyya Karacabey, Dünya Tiyatro Günü’nde “Tiyatronun Uzun Serüveni” başlıklı bir söyleşiyle sahneye çıktı. Anlatımında antik dönemden günümüze uzanan tiyatro yolculuğunu hızla tarayan Karacabey, her dönemin kendine özgü estetik kavrayışını ortaya koydu. Yoğun ilginin olduğu etkinlikte, tiyatronun toplumsal dinamiklerle olan etkileşiminin nasıl değiştiğini dikkat çekici bir dille ele aldı. Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu (BBŞT) Akademi Söyleşileri, Dünya Tiyatro Günü’nün anlamını pekiştirerek önemli bir buluşmaya imza attı. Zerrin Gençtürk Ek Hizmet Binası ve Şehircilik Kütüphanesi’nin mekânında gerçekleşen söyleşide, Karacabey konuşmasının odak noktasını tiyatronun tarihsel akışının derinlikli bir panoramasını oluşturacak şekilde çerçeveledi.
ANTİK YUNAN’DAN GÜNÜMÜZE UZANAN SERÜVEN Karacabey, tiyatronun kökenlerine dair kesin verilerin sınırlı olduğunu ifade ederken, Antik Yunan’ın bu alanda belirleyici bir referans noktası olduğuna vurgu yaptı. Aristoteles’in Poetika eseri, tiyatro kuramının temel taşlarından biri olarak kabul edilir; tragedya ile komedya biçimlerinin günümüze kadar etkisini sürdürdüğünü belirtti. Roma sonrası dönemde yaşanan değişimin ardından Orta Çağ’da bir kırılma atağı yaşandığını ve Rönesans’ın tiyatroyu yeniden canlandırdığını aktardı.

SHAKESPEARE İLE SIÇRAMA, HEGEL İLE DÖNÜŞÜM Rönesans sonrasının hareketli hareketine vurgu yapan Karacabey, Shakespeare ve Marlowe gibi yazarların bu döneme damga vurduğunu söyledi. Ardından Hegel’in tarihselleştirme ilkesinin tiyatroyu yeni bir bakış açısına taşıdığına değinen anlatıcı, her dönemin kendine has estetik ve ifade biçimlerini yarattığını ifade etti.
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE: GELENEKTEN MODERN SAHNEYE Osmanlı dönemindeki tiyatro formları, Avrupa’da Orta Çağ’ın yapısına benzeyen bir lonca sistemi içinde filizlendiğini söyleyen Karacabey, “kavuk” geleneğinin bu oluşumun ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekti. Tiyatronun anonim bir yapıdan, oyuncunun imzasını taşıyan bir sanata dönüşmesinin kırılma noktası olduğuna vurgu yaptı.
“DÜNYA BİR SAHNE”: DEĞİŞEN İNSAN, DEĞİŞEN TİYATRO İnsanlık dünyayı algılayış biçimini tiyatronun evrimiyle ilişkilendiren Karacabey, dini anlatılardan modern gerçekliğe uzanan süreçte sahne dilinin de değiştiğini ifade etti. Her çağın kendi duyuşunu ve biçimini ürettiğini söyleyen konuşmacı, geçmişin mirasının ancak çağın ruhuna uyarlanabildiğinde sahneye yeniden hayat verebileceğini vurguladı.