İlk Ellerden Günümüze EİB: Türkiye İhracatında Zamanla Kaydedilen Dönüşüm ve Geleceğe Dönük Hedefler
Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), 2025 yılı sonunda 18,5 milyar dolar gibi etkileyici bir ihracat rakamını kayda almış durumda. Bu rakam, Türkiye’nin toplam ihracatı olan 273 milyar doların yaklaşık %6,75’lik bir payını temsil ediyor. Ancak bu pay, geçmişteki performanslar ve sektörler arasındaki dağılım göz önüne alındığında, EİB’nin uzun vadeli stratejilerinin ve Türkiye’nin ihracat modelinin nasıl evrildiğini anlamak için zengin bir tablo sunuyor. Özellikle 1980’lere uzandığımızda EİB’nin %18 payla başladığı dönemi, 2000’li yıllar sonrası merkezlerin İstanbul ve Ankara’da yoğunlaştığı bir dönemeç olarak görmek gerekiyor. Bu süreçte bazı sektörlerde kurulan birlikler, ülke genelinde ihracatın merkezileşmesini ve pay dağılımında değişimleri tetikledi.
1980 yılında EİB’nin %18 payı ile Türkiye’nin toplam ihracatı 2 milyar 910 milyon dolarken, EİB’nin katkısı 523 milyon doları buluyordu. O dönemde kuru meyve, tütün ve tekstil gibi dayanıklı sektörler, ülke ekonomisine damgasını vurmuştu. Bu dönemde EİB’nin Türkiye ihracatından aldığı pay yüksekken, 2000’li yıllara gelindiğinde bu pay kademeli olarak geriledi. 2000 yılında ülke ihracatı 27,2 milyar dolar iken EİB’nin katkısı 2,6 milyar dolar olarak kaydedildi ve pay %9,5’e geriledi. Bu gerilemenin altında yatan süreçler, sektörel çeşitlilikten kurumsal yapıya ve coğrafi merkezleşmeye kadar pek çok etkeni içeriyordu.
Bir başka önemli nokta ise iki temel dönemeç: 2000 sonrasındaki çeyrek asırda Türkiye’nin ihracat kapanımlarında iki haneli payların görülmemesi ve 2008 krizinin ardından EİB’nin toplam ihracat içindeki payının dalgalanması. 2009’da Türkiye’nin toplam ihracatı 97 milyar dolar iken EİB’nin katkısı 6,385 milyon dolar oldu ve pay %6,6 olarak hesaplandı. Ardından gelen yıllarda pay artışa geçmiş olsa da, uzun vadeli trendde tek bir hedef var: çeşitlendirilmiş ve yüksek katma değerli ürünlere odaklanmanın gerekliliği.
İşin teknik tarafında EİB, 2000 sonrası dönemde iki haneli paylara yeniden ulaşamadı ve 2008 krizine kadar olan süreçte toplam ihracattan payını sabit tutmaya çalıştı. 2008 yılında EİB’nin ihracatı 7 milyar 977 milyon dolar olurken, Türkiye’nin toplam ihracatı 127,6 milyar dolara yükseldi ve pay %6,2 olarak dip yaptı. Ancak 2011 yılında EİB, 11 milyar 399 milyon dolarlık ihracatıyla 10 milyar doları aşma başarısı gösterdi ve Türkiye’nin 135 milyar dolarlık ihracatında %8,4’lük bir pay elde etti. Bu, EİB’nin potansiyelinin ve yenilenebilir enerji, kimya ve otomotiv gibi stratejik sektörlerin potansiyel etkisini gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirilmeli.
Günümüz perspektifinde, pandeminin etkileri ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşümlerin Türkiye’nin ihracat dinamiklerini nasıl şekillendirdiğini görmekteyiz. 2020 yılında EİB’nin ihracatı 13 milyar dolar olarak kaydedildi ve Türkiye’nin toplam ihracatı 169,5 milyar doları buldu; EİB bununla birlikte %7,7’lik bir pay elde etti. Bu dönemde EBS’nin temsil ettiği sektörlerin güncel global konjonktürde güçlendirilmesi, gelecekte payın büyümesi için kritik önem taşıdı. Eskinazi: “İhracatta Güçlenen Sektörler EİB’de Temsil Edilmiyor” ifadesiyle, bazı kilit sektörlerde Birlikler arası kurumsal yapıların güçlendirilmesi gerektiği yönünde önemli bir mesaj veriliyor.
EİB Koordinatörü Jak Eskinazi’nin değerlendirmeleri, Türkiye genel ihracatında 2000 sonrası dönemde kurulan merkezlerin İstanbul ve Ankara’da yoğunlaşmasıyla, kimya, otomotiv, elektrik-elektronik ve yenilenebilir enerji ekipmanları gibi kritik alanlarda yeni ihracatçı birliklerinin kurulması gerekliliğini öne çıkarıyor. Kimya, Otomotiv, Elektrik-Elektronik, Yenilenebilir Enerji Ekipmanları sektörlerinde EİB bünyesinde yeni birliklerin kurulması, ülke ihracatının kayda geçirilen miktarını daha güçlü ve dengeli bir yapıya kavuşturabilir. Bunun için 30-35 milyar dolar aralığındaki bir hedefin konuşulduğu, mevcut göreceli pay kaybını telafi edecek bir yol haritası da tartışılıyor.
Sonuç olarak, EİB’nin geçmişten günümüze konuya bakışı, yalnızca rakamsal performans değil; aynı zamanda kurumsal yapının ve sektör çeşitliliğinin sağlıklı bir dengeyle ilerlemesi gerektiğini gösteriyor. Bu bağlamda, 2025 sonrası için hedefler netleşirken, 44 milyar dolara yaklaşan Ege Bölgesi ihracatının, Türkiye’nin toplam ihracatından %16 pay almayı sürdüren bir verimlilik gösterdiğini hatırlamak önemlidir. O halde, EİB’nin merkezi alanlardaki politika ve yatırım tercihleri, ülke ihracatının geleceğini belirleyecek en kritik etmenlerden biri olarak karşımızda duruyor. Bu nedenle, yenilikçi ürün ve hizmetlerle güçlenen sektörlere yönelik birliklerin kurulması, ihracat kaydını 30-35 milyar dolar aralığına yükseltebilir ve Türkiye’nin küresel pazarlardaki payını güçlendirebilir.