İzmir’in Tarihi Meselesi: Belediye, Vakıflar’a Devredilmek İstenen Taşınmazları Gündeme Alırken Sosyal Projelerle Büyüyen Hikâye
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentinin tarihî dokusunu ve toplumsal faydayı koruma amacıyla ortaya koyduğu bir dizi adımı paylaşırken, mülkiyetinde bulunan bazı taşınmazların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tescil edilmesinin engellenmesi için mücadele verildiğini duyurdu. Yetkililer, bu taşınmazların sadece birer taş olarak değil, kent hafızasının taşıyıcıları ve sosyal belediyecilik projelerinin merkezleri olarak görüldüğünü belirtiyor. Girişimlerin 2025 yılının ekim ayında başladığı belirtildi ve üç önemli yapı için yaşanan tescil işlemlerinin, belediyenin bilgisi dışında vakıf adına yürütüldüğü ileri sürülüyor. Bu durumun, hem yasa hükümlerine hem de Anayasa tarafından güvence altına alınan özel mülkiyet haklarına aykırı olabileceği kaygısını tetiklediğini ifade eden belediye yetkilileri, belgelerdeki şüphelere ilişkin somut gerekçeler sunuyor.

Meslek Fabrikası, bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. 1926 yılında Atatürk tarafından onaylanan kararnamenin bu yapının belediye mülkiyetine geçişini temel aldığı savunuluyor. Belediye, Meslek Fabrikası’nı sadece tarihi bir yapı olarak görmüyor; burada sürdürülen sosyal projelerle, üretime dayalı istihdamı güçlendirme amacı taşıyan çok yönlü bir ekosistem kurulduğunu vurguluyor. Bu çerçevede 29 merkezde faaliyet gösteren 5 bin 800 kurs ile 145 binden fazla kursiyerin eğitim aldığı ifade ediliyor. Halkapınar Kurs Merkezi’nin mezun sayısının 13 bini aştığı, binlerce kişi için iş ilanlarına yönlendirme ve istihdama katılımın sağlandığı belirtiliyor. Dijital Gençlik Merkezi ise gençlere dijital beceriler kazandıran önemli bir altyapıyı temsil ediyor. Belediye, Meslek Fabrikası’nın sadece bir yapı olmadığını; sosyal belediyecilikle yerel kalkınmayı pekiştiren bir merkez olarak görüldüğünü anlatıyor.

Egemenlik Evi ve Gasilhane konusunda ise durum daha da şaşırtıcı bir boyut kazanıyor. İzmir’in belediye tarihinin ilk yapı taşı olan Egemenlik Evi’nin, 1891 yılında halkın katkılarıyla inşa edildiği ve herhangi bir vakıf tarafından yapılmadığı iddiası kamuoyunda ağırlık kazanırken, gasilhane binasının da aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu iki yapı, kentte belediye hizmetlerinin yürütüldüğü ve sosyal hizmetlerin sunulduğu alanlar olarak ayrıca vurgulanıyor. Yasal süreçler kapsamında Asliye Hukuk ve İdare mahkemelerinde davalar açıldığı belirtiliyor. Meslek Fabrikası için İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tapu iptal ve tescil davası yürütülüyor ve taşınmazın üçüncü kişilere devrini engelleyici ihtiyati tedbir kararı alındığı kaydediliyor. Tahliye işlemlerine karşı da idari yargıda dava açıldığı ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar süreçlerinin devam ettiği bilgisi paylaşılıyor.

İzmir 5. İdare Mahkemesi’nin 24 Şubat 2026 tarihinde yürütmenin durdurulması talebini reddetmesiyle başlayan süreç, kent kamuoyunda tartışmaları daha da alevlendirdi. Üst mahkeme itirazları ve sürecin sonraki aşamaları hakkında bilgi akışının devam ettiği ifade edilirken, belediye tarafı yargı süreçlerinin sonuçlanmasını beklemek yerine diyalog kanallarını açık tutma ve kamu hizmeti sunulan binaların boşaltılmasına yönelik adımlardan kaçınma çağrısı yapıyor. Bu aktarım, sadece hukuki bir çekişmeden ibaret olmayıp, kent yaşamını etkileyen sosyal, kültürel ve ekonomik boyutları da içinde barındırıyor.
Belediyeden yapılan açıklamalarda, planlı ve şeffaf bir süreç yürütmenin öncelendiği; yasal haklar ve vatandaşların güvenliği için tüm tarafların diyalog içinde olması gerektiği vurgulanıyor. Taşınmazların vakıflar yoluyla tescil edilmesi gibi iddiaların arkasında yatan gerçek motivasyonların aydınlatılması için ilgili kurumlar arasındaki iletişimin sürdürülmesi, kararların kamuya açık ve hesap verebilir şekilde alınması gerektiği ifade ediliyor. Kentin hafızasını taşıyan bu yapıların, bugün için hayati öneme sahip sosyal kullanımlara hizmet ettiği savunuluyor. Sonuç olarak, süreçlerin adil, şeffaf ve hukuka uygun biçimde ilerlemesi; kent sakinlerinin güvenliği ve toplumsal refahının korunması için en önemli hedef olarak belirleniyor.