İhracatta Rekorun Ardında Yeni Dönem: Yüksek Maliyetlere rağmen Türkiye’nin 2026 İlk Yarı Stratejisi ve Ekosistem Temelleri
İzmir İGFA bünyesinde paylaşılan bilgiler, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkının sözleriyle şekilleniyor ve 2026 yılının ilk yarısında ihracat performansının rekor kırdığını net bir biçimde ortaya koyuyor. Haziran ayında 1 milyar 744 milyon dolarlık aylık ihracatla kendi tarihinde bir kilometre taşı koyan birlik, küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve artan maliyet baskılarının gölgesinde bile temiz bir şekilde yoluna devam etti. Bu tablo, ülkenin üretim gücünün sadece tonaj ve rakamlarla değil, yenilikçilik ve dijitalleşme odaklı politikalarla da desteklendiğini gösteriyor.
215 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yapılması ve 115 ülkede ihracat artışı kaydedilmesi, satış pazarlarının çeşitlendirildiğinin en somut göstergesi. Özellikle Almanya, ABD ve İtalya’nın en büyük pazarlar olarak kalması, Avrupa Birliği’nin ihracattaki payının yüzde 49’a yükselmesi, 4,6 milyar dolarlık AB ihracatı ile birleştiğinde, bölgesel dış ticaret dengelerinin nasıl evrildiğini ortaya koyuyor. Bakanlık desteklerinin sürdürülmesi, aracılık mıknatığı gibi işlev görüyor ve 2026’nın ilk yarısında 2 bin 325 firma ve iş birliği kuruluşuna verilen 1 milyar 568 milyon liralık desteğin, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 48’lik artış göstermesi, kamu-özel iş birliğinin ne derece kritik olduğunu hatırlatıyor.
Yılın ikinci yarısında hedefler, yapay zeka, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve inovasyon ekseninde daha da belirginleşecek. İhracatçılar için yeni pazarlara erişimi artırmak amacıyla fuar organizasyonları, ticaret heyetleri ve UR-GE projeleri hızlandırılacak; bu sayede rekabet gücünü koruma ve artırma çabası, yalnızca hacim odaklı değil, katma değerli üretim ve hizmetler üzerinden de sürdürülecek. Çevresel sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşümü destekleyen mevzuatlar ile uyumlu yatırım ve üretim modelleri çağrısı, sektörün uzun vadeli kırılganlıklarını azaltma yönünde anahtar bir strateji olarak öne çıkıyor.
Özel sektörün talepleri arasında özellikle finansmana erişimin kolaylaştırılması ve maliyet baskılarının hafifletilmesi var. Döviz dönüşüm desteğinin artırılması, çalışan başına istihdam desteğinin 5 bin liraya yükseltilmesi, reeskont kredi limitlerinin günlük 6 milyar liraya çıkarılması gibi politika araçları, üretim kapasitesini canlı tutmayı ve ihracatçıları küresel rekabetin zorlandığı bu dönemde desteklemeyi amaçlıyor. Bu yönelimler, üretimden ihracata uzanan zincirin her halkasında sürdürülebilir bir büyüme için kritik parçalardır. Çift haneli büyümeyi tetikleyecek ekosistem hedefiyle 2026’nın sonuna kadar 19 milyar dolar üzerinde bir ihracat hedefi, yeni iş modelleri ve pazar çeşitlendirme stratejileriyle güçlendiriliyor.
Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, 8 yıldır zirvede olan bir başarı hikayesinin merkezinde yer alıyor. 2026 ilk yarısında 1,3 milyar dolarlık ihracatla liderliğini koruyan birlik, yılsonu hedefi olan 2,5 milyar dolar için gerekli adımları atarken, maliyet baskıları ve AB politikalarının yarattığı belirsizlikleri yönetmek üzere çalışmayı sürdürüyor. Fatih Uysal, demirdışı metallerde yüzde 20’lik artış kaydederken çelik sektörünün ise küresel kapasite fazlası, fiyat baskısı ve kısıtlamalar nedeniyle gerilemesini gözlemliyor. Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm ve karbon düzenlemeleriyle sektöre yeni yükümlülükler getirdiği bu dönemde, yeşil dönüşüm yatırımlarını desteklemek için eğitimler, webinarlar ve UR-GE projeleri hayata geçiriliyor.
İş dünyası için en kritik başlıklar arasında, yeşil enerji yatırımlarının finansmanı ve verimlilik artışı için saatlik mahsuplaşma uygulamasının yeniden yapılandırılması gerektiği yer alıyor. Uzun vadeli vizyon, yeniden dengeli bir maliyet yapısı ve desteklerle ihracatın yeniden güç kazanmasıdır. Yılın ikinci yarısında küresel talepteki yavaşlama, jeopolitik belirsizlikler ve maliyet baskılarının etkisinin sürmesi beklenirken, teknoloji odaklı çözümler, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretime olan yatırımların sektörü ileriye taşıyacağı düşünülüyor. Bu süreç, sadece rakam artışını değil, aynı zamanda iş modeli dönüşümünü ve uluslararası ticarette daha akıllı, daha yeşil bir Türkiye vizyonunu da beraberinde getiriyor. Uzun vadede beklenen etki, ihracatın yeniden ivme kazanması ve 3 milyar dolar sınırını aşabilecek bir kapasitenin oluşmasıdır.
