Aşure Günü’nde Direnişin ve Dayanışmanın İnsani Yüzü: Kerbela’dan Türkiye’ye Sevgi ve Adalet Vurgusu
İzmir’in kalbinde, Bornova Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi’nin muharrem ayı etkinliği, yalnızca bir gelenek ya da dini ritüel olmaktan çıktı; toplumsal dayanışmanın ve insan haklarının canlı bir simgesine dönüştü. Katılanların yüzlerinde gördüğümüz samimi ifadeler, yalnızca geçmişin acısını anmakla kalmayıp, bugün karşı karşıya olduğumuz adaletsizliklerle başa çıkma kararlılığını da güçlendirdi. Program boyunca konuşmacılar, Kerbela’nın 1400 yılı aşkın süredir insanlığın ortak vicdanında yer edinen izlerini hatırlatarak, “yalnızca acıyı paylaşmakla kalmayıp, acıya karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek gerektiğini” vurguladılar. Etkinlik, aşurenin paylaşılmasıyla birlikte toplumsal birlik ve eşitlik mesajlarını içeren bir dayanışma derinliğine ulaştı. Bugün de bu yağışlı gönülleri bir araya getirmek için çeşitli sivil toplum temsilcileri, gençler ve yaşlılar bir araya gelerek ortak değerler etrafında güç birliği kurdu. İnsani değerler üzerine yapılmış konuşmalar, yalnızca tarihsel bir hafıza turu değildir; aynı zamanda bugün boyunca karşılaşılan ayrımcılıklara karşı pratik bir duruşu, sürdürülebilir bir dayanışmayı ve sorumluluk bilincini yeşertmektedir. Gönüllülerin hazırladığı lezzetli aşureler, sadece damakları şenlendirmekle kalmayıp, zihinsel ve duygusal anlamda bir araya gelişin simgesi olarak da anlam buldu. İnsanlar, lokmayı paylaşırken birbirlerine karşı olan güvenlerini tazeliyor ve toplumsal sınırların ötesine geçen bir diyalog kurma çabası gösteriyordu. “Bu acı insanlığın ortak vicdanında yaşamaya devam ediyor” ifadesi, geçmişin izlerini günümüze taşımanın ötesinde, geleceğe dair bir farkındalık çağrısına dönüştü. Katılımcılar, Kerbela’da yaşananların ardında yatan temel değerleri—onur, adalet ve insanlık onurunun korunması—yeniden teyit ettiler ve bu değerleri bugün karşı karşıya kaldığımız tehditlere karşı savunmaya kararlı olduklarını dile getirdiler. “Aşurede iyiliği ve doğruluğu arıyoruz” sözleriyle özetlenen bu arayış, sadece bireysel erdemleri değil, toplumsal sorumluluk bilincini de ön plana çıkardı. Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin “dost kapılarını aramak” öğüdü, bu buluşmada bir rehber niteliği kazandı ve insanların birbirine güven duygusunu pekiştirdi. Tarafını belli etmenin gerekliliği üzerine yapılan vurgu, günümüz toplumlarında kutuplaşmaya karşı bir çağrıydı: Doğrunun yanında durmak, hakikate sahip çıkmak ve dayanışmayı sürdürmek. Program boyunca, kerbela’nın zulme karşı direniş mirası, toplumsal barış için diyalog ve eşitlik mesajlarıyla yeniden dillendirildi. Çelik ve dernek temsilcileri, aşurenin yalnızca dini bir ritüel olmadığını, farklı inançların ve kimliklerin eşit ve özgür yaşama doğru yürüyen ortak bir dayanışma simgesi olduğunu vurguladılar. Onlar, 2 Temmuz Sivas Katliamı gibi acıların ardından bile zulmün dilinin değişmediğini ifade ederek, “mazlumların direnişi ve hakikat mücadelesi” temasını ön plana çıkardılar. Sonuç olarak, etkinlik sadece duygusal bir paylaşım olmayıp, umut veren bir toplumsal sözleşme niteliği taşıdı. İnsanlar, birbirlerine olan güvenlerini pekiştirirken, ayrımcılığa karşı birlikte hareket etmenin gerekliliğini bir kez daha hatırlattılar. Program, deyişlerin ezgileriyle ve aşurelerin paylaşılmasıyla sona erdi; fakat bu birliktelik, günlük yaşamın her alanında uygulanacak pratik bir yol haritası olarak hafızalara kazındı. Kaynaklar: BYZHA (Beyaz Haber Ajansı)