Geleceğin Fizyoterapisi: Yapay Zekâyla Şekillenen Meslek ve Kariyer Olanakları
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) “Geleceğin Meslekleri” temasıyla yürüttüğü Bilim Kafe Sohbetleri programında, üniversite adayları ve aileleri için kapsamlı bir farkındalık çalışması gerçekleştirdi. Etkinlik, Yapay Zekâ Çağında Fizyoterapist Olmak başlığı altında fizyoterapistliğin günümüzdeki dinamiklerini ve gelecekteki olanaklarını ele aldı. Sağlık alanının hızla değişen altyapısı, teknolojik yenilikler ve yapay zekânın klinik uygulamalara entegrasyonu hakkında elde edilen bilgiler, genç katılımcılar için kariyer hedeflerini netleştirmeye yönelik somut ipuçları sundu.

DEÜ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi’nden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Seher Özyürek ile DEÜ mezunu ve CarbonEmit Kurucusu Dev. & Fzt. Musa Can Minaz, yapay zekânın fizyoterapi uygulamalarına etkilerini ayrıntılı biçimde anlattılar. Katılımcılar, teşhis ve tedavi süreçlerinde yapay zekâ destekli analizlerin nasıl çalıştığını, verimliliği artıran araçların hangi yönleriyle öne çıktığını ve hasta güvenliğini önceliklendiren yaklaşımları öğrendi. Gelecek için beceri setleri ile eğitim süreçlerinin yenilenmesi konuları, interaktif oturumlar ve gerçek yaşam örnekleriyle zenginleştirildi.
Programda ayrıca DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz konuştu ve yapay zekânın birçok alanda dönüşüm yaratacağını ifade etti. “Teknoloji, insanın karar verme, duygu ve motivasyon gibi özelliklerini tamamen alıp götürmez; ancak bu özellikleri yönlendirmek ve desteklemek için güçlü bir araç sağlar” dedi. Başkan Yılmaz, “Yapay zekâ insanın yerini alamaz; ancak mesleklerin dönüşümüne yön verecektir. Önemli olan teknolojiyi doğru ve bilinçli kullanmaktır” mesajını vurguladı. Bu yaklaşım, sağlık profesyonellerinin etik, iletişim ve hasta odaklı bakım becerilerini ön planda tutarken teknolojiyi nasıl etkin kullanacağını öğrenecekleri bir yuva olarak değerlendiriliyor.

Etkinlikte ayrıca DEÜ Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakültesi’nin eğitim altyapısı ve sektör iş birlikleri hakkında kapsamlı bilgiler sunuldu. Laboratuvar olanakları, simülasyon merkezleri ve klinik ortaklıklar sayesinde öğrencilerin uygulamalı deneyim kazanması, kariyer yolunun çerçevelerini netleştirdi. Özellikle staj ve klinik rotasyon programları ile öğrencilerin gerçek dünyadaki hasta yönetimi deneyimini erken aşamalarda edinmeleri hedeflendi. Bu bağlamda, öğrencilerin girişimcilik ekosistemiyle tanışması, kendi proje ve araştırma fikirlerini hayata geçirme cesareti kazanmaları teşvik edildi.
Katılımcılar, yüksek talep gören meslekler arasında fizyoterapinin konumunu ve kişiye özel rehabilitasyon anlayışının önemini anlama fırsatı buldular. Yapay zekâ destekli değerlendirme araçlarının, tedavi planlarının kişiselleştirilmesine, hasta progresyonunun izlenmesine ve ekip çalışmasının güçlendirilmesine nasıl katkı sağladığı örneklerle açıklandı. Bu süreçte öğrenciler, kariyer hedeflerini belirlerken hangi becerilere yatırım yapmaları gerektiğini net bir şekilde gördüler: eleştirel düşünce, iletişim becerileri, veri okuryazarlığı ve teknolojik adaptasyon kapasitesi gibi komşu yetkinlikler ön plana çıktı.
YÖK’ün Bilim İletişimi Projesi kapsamında gerçekleştirilen bu tür etkinliklerin, üniversite adaylarını geleceğin iş dünyasına hazırlama ve yükselen meslek alanları hakkında farkındalık oluşturma amacı taşıdığı vurgulandı. Katılımcılar, kariyer yolculuklarında karşılaşacakları teknolojik yenilikleri proaktif şekilde benimsemeye ve sürekli öğrenmeye teşvik edildi. Geleceğin fizyoterapisti olarak adlandırılan bu profesyonellerin, insan odaklı bakım ve etik ilkelerden ayrılmadan, teknolojiyi güvenli ve etkili biçimde kullanma bilinciyle ilerlemesi bekleniyor. Etkinlik sonunda alınan geri bildirimler, programın daha geniş kitlelere ulaşması için planlanan katılım ve içerik güncellemelerine zemin hazırladı. Bu sayede gençler, kariyerlerine güvenle yön verebilecekleri sağlam bir vizyon kazandı.