İzmirli Zeytinciler Sesi: Pazar Daralıyor, Çözüm İçin Yeni Yollar ve Stratejiler Gün Yüzüne Çıkıyor

İzmirli Zeytinciler Sesi: Pazar Daralıyor, Çözüm İçin Yeni Yollar ve Stratejiler Gün Yüzüne Çıkıyor

İzmir Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) başkanı Emre Uygun’un açıklamaları, sadece rakamları yeniden yazmıyor; aynı zamanda sektörün bulunduğu kritik durumu ve bundan sonraki adımları da net biçimde ortaya koyuyor. 2023/24 sezonunda toplam ihracat 763 milyon dolar iken, 2024/25 sezonunda %27’lik hızlı bir düşüşle 559 milyon dolara geriledi. Bu fark sadece sayıların ötesinde, ihracat yapan firmaların pazar stratejilerini ve ülkeler arası tedarik zincirlerinde görülen kırılmaları da tetikliyor. Uygun’un ifadelerinde, sofralık zeytinin güç kazandığı, zeytinyağında ise ciddi kayıpların yaşandığı bir tablo çıkıyor. Sofralık zeytin ihracatı ya ulaşılabilir hedeflerin ötesine geçerek 255 milyon dolara yükselirken, siyah zeytin ihracatı %19 artışla 194 milyon dolara, yeşil zeytin ihracatı ise %29 artışla 61 milyon dolara ulaştı. Türk zeytinin küresel pazardaki konumu güçlü kalmaya devam etti; toplamda 117 ülkeye yapılan ihracat, pazarda rekabet gücünü sürdürmenin göstergesi oldu.

İzmirli Zeytinciler Sesi: Pazar Daralıyor, Çözüm İçin Yeni Yollar ve Stratejiler Gün Yüzüne Çıkıyor

Ancak sorunlar sadece rakamlarda sınırlı değil. Zeytinyağı tarafında yaşanan düşüş, döviz bazında %50’lik kayıp ile 252 milyon dolara, miktar bazında ise 70 bin tondan 50 bin tona gerilemiş durumda. Bu durum, zeytinyağının sofralık zeytinin gerisine düştüğünü gösteriyor. Uzmanlar, bu farkı sadece dünya fiyatlarının düşmesine bağlamamanın önemli olduğunu vurguluyor. 2021 yılından bu yana uygulanan kısıtlamalar, fonlar ve bazı yasaklar rekabet gücümüzü zayıflatıyor ve pazar kaybına yol açıyor. Bu etkenler, yalnızca mali tabloları değil, ar-Ge, kalite kontrol süreçleri ve tedarik zinciri yönetimini de doğrudan etkiliyor.

Gelecek sezon için hazırlıklar hızla devam ediyor. Uygun, 2025-2026 sezonunda da düşüşün devam edeceğini öngörüyor ve bu noktada hedef pazarlara yönelik yeni bir strateji geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor. 31 Mart 2026 itibarıyla toplam ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre %38 düşüşle 312 milyon dolardan 192 milyon dolara inmiş görünüyor. Zeytinyağında da tablo benzer şekilde kötüleşiyor; %73 düşüşle 7 bin ton, 44 milyon dolar gelir olarak kayda geçmiş durumda. Sofralık zeytin ise 135 milyon dolarlık sabit bir seviyede kalmış durumda. Bu durum, sektörde derinleşen dengesizlikleri ve rekabet gücünün kırılganlığını gözler önüne seriyor.

İzmirli Zeytinciler Sesi: Pazar Daralıyor, Çözüm İçin Yeni Yollar ve Stratejiler Gün Yüzüne Çıkıyor

Çözüm arayışları hız kesmeden sürüyor. EZZİB ve üyeleri, hedef pazarlar olarak gördükleri ABD, Kanada, Japonya ve Avustralya’da ticaret heyetleri düzenleyerek ve uluslararası fuarlarda aktif tanıtım yaparak farkındalık yaratmaya çalışıyor. Yeni proje OLIVEtoLIVE UR-GE ile 60 firmanın başvurduğu açıklanırken, bu programın katma değerli ihracatı artıracağı ve firmaların küresel rekabet gücünü güçlendireceği umut ediliyor. Ancak bu çabaların etkili olabilmesi için dış ticaret politikalarının daha öngörülebilir olması, Dahilde İşleme Rejimi’nin sürekli açık kalması ve pestisit riskinin azaltılması gibi konuların sıcak temasla ele alınması gerekiyor.

Pestisit riski konusu özellikle ABD ve Uzak Doğu pazarlarında belirgin sorunlar yaratıyor. Yapılan analizler, numunelerin yarısından fazlasında pestisit tespit edildiğini gösteriyor; bu da üretim aşamasından itibaren sıkı önlemlerin alınmasını zorunlu kılıyor. Uygun, bu noktada tedarik zincirlerinde izlenebilirlik ve kalite güvence süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

İş dünyası şimdiye kadar, ihracatını sürdürülebilir kılmak için yeni pazarlar, alternatif ambalaj çözümleri ve markalaşma çalışmaları üzerinde yoğunlaşıyor. Fuar katılımları, ticaret heyetleri ve dijital pazarlama gibi kanallarla küresel görünürlük artırılırken, yerli üreticilerin maliyetleri düşürmek adına üretim verimliliğini artıracak, enerji ve su kullanımı konularında sürdürülebilirlik odaklı iyileştirmeler hayata geçiriliyor. Ayrıca Dahilde İşleme Rejimi’nin stabil bir yapıda olması, üretici ve ihracatçıların belirsizlikler karşısında daha güvenli adımlar atmasını sağlıyor. Bu karmaşık tablonun içinde, her bir firma kendi özgün stratejisini kurgulamalı ve devlet ile özel sektör iş birliğini güçlendirmeli.

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar