Türkiye’de CEO Dinamiklerinde Acil Dönüşüm Zamanı: Yapay Zeka, Hız ve Güvenlik Gerilimiyle Mücadele
İş dünyasının liderleri, son küresel ölçekteki trendleri değerlendirirken şu anda geçmiş yıllara göre çok daha hızlı ve temkinli bir denge arıyor. PwC’nin 29. Küresel CEO Araştırması, gelir artışı beklentilerinin son beş yılın en düşük seviyesine gerilediğini gösterirken, bunun arkasındaki ana dinamikleri net biçimde açığa çıkarıyor. Türkiye’den 84 CEO ve dünyanın dört bir yanından toplam 4.454 liderin katılımıyla elde edilen bulgular, özellikle teknolojik dönüşüm baskısı, yapay zekâ yatırımlarının henüz net getirilerini göstermemesi ve jeopolitik risklerin artması gibi etmenlerin küçülmeye yol açtığını ortaya koyuyor. Şu anda Türkiye’deki CEO’ların yalnızca %24’ünün, önümüzdeki 12 ay içinde şirket gelirlerinde belirgin bir büyüme beklediğini görmek, yatırım kararlarında daha dikkatli hareket etmenin bir göstergesidir. Bu durum, sadece Sayılarla sınırlı bir tablo değildir; aynı zamanda yönetişim, risk yönetimi ve yetkinlik dönüşümü konularında yeni bir liderlik paradigmasının zorunluluğunu da işaret eder.
İş süreçlerimizin hızına karşı baskı bu dönemde en çok hissedilen kaygılar arasında yer alıyor. Küresel CEO’ların %42’si, yapay zeka ve diğer teknolojik değişikliklerin hızına yetişip yetişemeyeceğine dair endişelerini dile getirirken, Türkiye’de bu oran da %42 olarak küresel ortalamayla aynı düzeydedir. Bu karşılaştırma, ülkeler arası bir rekabet avantajı elde etmek için yalnızca teknolojiyi satın almakla yetinilemeyeceğini gösteriyor; aynı zamanda bu teknolojiyi, operasyonel çeviklik ve iş modeli yeniden tasarımı ile uyumlu hale getirmek gerekiyor. İnovasyon kapasitelerinin belirsiz bir geleceğe mi yoksa net bir stratejiye mi dönüştüğü sorusu, liderler için bir diğer kilit tartışma başlığıdır. Küresel olarak %24 olan inovasyon güveninin Türkiye’de %29’a yükselmesi, bazı ülkelerde risk alımını artırırken, Türkiye’de ise bu konudaki belirsizliğin hâlâ yüksek olduğunu gösterir.
YZ yatırımları ve gerçek getirilerin sınırı bugünlerde konuşulan bir diğer kritik konu. Dünya genelinde CEO’ların %30’u yapay zekâ yatırımlarından net bir geri dönüş alamadıklarını belirtiyor. Bu tablo, maliyet tasarrufları ile gelir artışını aynı anda hedefleyen “lider” şirketlerin oranının küresel ölçekte sadece %12’de kalmasıyla birleşince, yapay zekânın gerçekten büyümeyi tetikleyen bir güç olarak benimsenmesi için daha derin bir dönüşüm gerektiğini gösteriyor. Türkiye özelinde ise bu dönüşüm süreci hâlâ tıkanabilir görünüyor: Türkiye’nin %42’lik payı, iş modellerinin bu hızlı değişime ayak uyduramamasının gelecekte en önemli risk olduğunu işaret ederken, %55’lik kesim fayda görmediğini dile getiriyor. Buradan hareketle, yerel işletmeler için strateji, teknik altyapı ve yetkinlik dönüşümünün bir arada yönetilmesi gerekliliği büyüyor. Yatırım ve geri dönüş arasındaki bu kırılgan denge, liderleri yalnızca teknolojiyi değil, aynı zamanda insan sermayesinin becerilerini de güncellemeye zorlar.
Türkiye’nin risk haritası: Siber güvenlik ve enflasyon baskısı 12 aylık perspektifte CEO’lar açısından en kritik tehditler siber güvenlik (%30), enflasyon (%25) ve jeopolitik gerilimler (%23) olarak öne çıkıyor. Türkiye’de CEO’lar kendilerini en çok siber risklere (%41) ve enflasyona (%39) karşı savunmasız hissediyor. Ayrıca, gümrük tarifeleri (%20) önemli bir endişe kaynağı olarak dikkat çekiyor; Türkiye’de bu oran %14 olarak kaydediliyor. En çok etkilenecek ülkeler ise Çin (%28) ve ABD (%22) olarak görülüyor. Ancak bu endişeler, kısa vadeli operasyonel kararlar kadar uzun vadeli stratejik planlar için de yol gösterici bir ışık doğrultusunda düşünülmelidir. Ayrıca, son 12 ayda küresel CEO’lar veri kullanımı ve gizliliği ile yapay zekâ güvenliği/“Sorumlu Yapay Zekâ” konularında güven odaklı sorularla karşılaştıklarını belirtiyorlar; bu durum, güvenli ve etik bir dijital dönüşümün, rekabet avantajının temel yapı taşlarından biri hâline geldiğini gösterir. Yükselen ticaret tarifleri ve kâr marjları üzerindeki baskı ise dikkat edilmesi gereken bir diğer boyuttur; %29’u bu tarifelerin kâr marjlarını olumsuz etkilediğini ifade ederken, Çin ve ABD’nin ötesinde küresel ticaret ağlarının yeniden şekillenmesi, tedarik zincirlerinde dayanıklılık gerekliliğini artıracaktır.
Gelecek vizyonu: Temkinli iyimserlik ve hızlı adaptasyon PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu’nun ifadesiyle, 29. Küresel CEO Araştırması “bekle-gör” döneminden daha çok “hızlı adaptasyon” sınavına işaret ediyor. Türkiye’deki liderler için bu, gelir büyümesinin güveninin düşmesiyle birlikte, teknolojik dönüşüm baskısını yönetme kapasitesiyle ölçülecek. Bu durum, sadece teknoloji yatırımıyla değil, bu yatırımı operasyonel çeviklikle birleştirebilme yetkinliğiyle de ilgili. Gerçek fark yaratma, mevcut teknolojileri kullanarak süreçleri iyileştirmekten öte, bu teknolojiyi iş modeline entegre ederek sürdürülebilir bir avantaj elde etmekten geçer. Böyle bir dönüşüm, sadece bir IT projesi değil; yetkinlik geliştirme, değişim yönetimi ve etkili yönetişim süreçlerini de kapsar. Dünya ve Türkiye arasındaki bu farkı kapatmak için liderler, dijital stratejiyi insan odaklı bir dönüşüm çerçevesinde yeniden tasarlamalı ve işletme performansını ölçmek için net, güvenilir göstergeler belirlemelidir. Bu süreçte, paydaş güveni, saydamlık ve etik standartlar da yol arkadaşları olarak ön planda olmalıdır. Sonuç olarak, gelecek nesil liderler, yalnızca teknolojiyi satın almakla kalmamalı; bu teknolojiyi operasyonel çeviklikle birleştirebilen, değişimi yöneten ve sürdürülebilir bir iş modeline dönüştüren vizyoner yöneticiler olarak öne çıkacaktır. Kaynaklar: KAHA Kapsül Haber Ajansı.