Antakya’da Kadın ve Çocuk Merkezleriyle Depremin Ardındaki Umudu İnşa Etmek: KEDV’nin Bölgeyle Yeniden Buluşması
Depremlerden etkilenen milyonlarca insanın günlük yaşamlarına yeniden dönmeleri için acil yardımın ötesine ihtiyaç vardır. Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) bunu, 1986 yılından beri süregelen kapsayıcı kalkınma hedefiyle hayata geçiriyor. Antakya’da kurulan Kadın ve Çocuk Merkezi ile bölgenin dayanışma ağını güçlendirme amacı, yalnızca acil yardımın ötesine geçerek uzun vadeli bir dönüşüm özlemi taşıyor. Hatay, Kahramanmaraş ve Gaziantep sınırlarında açılan merkezler, kadınların güçlenmesini, çocukların güvenli öğrenme alanlarına kavuşmasını ve toplumsal katılımın artmasını hedefliyor. Bu yaklaşım, geçmişte Marmara Depremi sonrası geliştirilen topluluk temelli modelin sürdürülebilirliğini kanıtlıyor.
Merkezlerin varlığı, çocuklar için güvenli oyun alanları ve gelişim odaklı programları bir araya getirirken, kadınların psikososyal iyileşmesini ve ekonomik hayata katılımını destekleyen çalışmaları da merkezinde tutuyor. Bu kapsamda liderlik geliştirme, finansal okuryazarlık, girişimcilik ile bilişim teknolojileri eğitimleri, yerel yönetim süreçlerine katılım ve yönetişim konularında kapasite artırıcı faaliyetler öne çıkıyor. 12 merkezle hedeflenen sayı, sadece mekânsal bir büyüklüğü değil, bölgede sürdürülebilir bir dayanışma ağının oluşumunu betimliyor.
Antakya Kadın ve Çocuk Merkezi’nin açılışında konuşan KEDV Kadın ve Çocuk Merkezleri Koordinatörü Bahar Çalışkan, geçmiş deneyimlerden beslenen bir vizyonla ilerlediklerini belirtti: “6 Şubat depremlerinin ardından 1999 Marmara Depremi deneyimimizden yola çıkarak Hatay, Kahramanmaraş ve Gaziantep’te toplam 12 Kadın ve Çocuk Merkezi kurduk. Bu merkezler sayesinde bugüne kadar 23.991 kadına ve 10.056 çocuğa ulaştık. Çocuklar için güvenli oyun ve öğrenme alanlarının oluşturulması, afetin yarattığı zorlukların etkisini azaltmak ve onların gelişimini desteklemek açısından büyük önem taşıyor. Aynı zamanda kadınların güçlenmesi ve yeniden üretim süreçlerine katılması da çocukların geleceği için temel adımlardan biri.”
Antakya Belediyesi’nin katkısının da altını çizen konuşmacılar, kentteki kadınlar ve çocuklar için güvenli, kapsayıcı ve umut dolu bir buluşma noktası yaratmanın önemine vurgu yaptı. Belediye Başkanı İbrahim Naci Yapar, “6 Şubat depremi sonrası kamunun yatırımlarının yanı sıra sivil toplumun katılımcılığı da çok değerliydi. Kadınların üretimde daha güçlü yer alması ve çocukların daha güvenli ortamlarda yetişebilmesi için yerel yönetimler olarak elimizden geleni yapıyoruz” dedi. Bu işbirliği, kentteki dezavantajlı bölgelerde yaşayan kadınlar ve çocuklar için eğitimi, girişimciliği ve güvenli alanlar yaratılmasını amaçlayan bir programın adımı olarak değerlendiriliyor.
Merkezlerde yer alan oyun odaları ve 0-12 yaş grubu için oyuncak kütüphaneleri, erken çocukluk gelişimini destekleyen programlarla birleşerek aileleri ve toplumu kapsayan bir ekosistem oluşturuyor. Bütünsel yaklaşım, çocukların bakım ve eğitimine odaklanırken, kadınların yaşam koşullarını iyileştirmek ve kamusal alanda daha güçlü varlık göstermelerini sağlamak üzere tasarlandı. Antakya’da, Antakya Belediyesi ile yürütülen iş birliği, kentte yaşayan kadınlar ve çocuklar için güvenli, kapsayıcı ve destekleyici bir buluşma noktası hedefini somutlaştırıyor. Bu çerçevede, bölgedeki dayanışma ağı güçleniyor ve uzun vadeli iyileşme için somut adımlar atılıyor.
Bu süreçte, yerel halkın sesine kulak veren programlar, topluluklar arası dayanışmayı artırıyor ve afet sonrası dönemde toplumsal dayanıklılığın büyümesine katkıda bulunuyor. Saha deneyimi, yerel yönetimler ve kamu kurumlarıyla sıkı koordinasyon içinde yürütülen çalışmalarla, afet sonrasında sürdürülebilir bir sosyal kalkınma modeli olarak uygulanabilirliğini kanıtlıyor. Kadınların ve çocukların ihtiyaçlarına odaklanan bu merkezler, güvenli, kapsayıcı ve umut veren bir gelecek için şehirleşme ve sosyal hizmetler arasındaki köprüyü güçlendiriyor.
Kaynak olarak Beyaz Haber Ajansı’nın verileriyle desteklenen bu çalışmalar, bölgenin yeniden inşasında yalnızca fiziksel altyapı değildir; toplumsal dokuyu güçlendiren, kadınları güçlendiren ve çocukların güvenli bir gelecek kurmasını destekleyen bir dönüşüm modelinin parçasıdır. Bu adımlar, bölge halkının dayanışma ve katılım kültürünü pekiştirerek, deprem sonrası dönemde toplumsal iyileşmenin temel taşları arasında yer alıyor.