Kapanışta Işıyan Yüreklere Yolculuk: Tavşan İmparatorluğu’nun Yönetmeniyle Bir Söyleşi Hikayesi
Nilüfer Belediyesi’nin bu ayki buluşması, sinemanın sıcaklığını ve insan ruhunun dirençli kıpırdanışını bir araya getirdi. Konak Kültür Evi’nde gerçekleşen söyleşi, yalnızca bir film gösteriminin ötesine geçti; yüreklerimizin derinliklerindeki çocukluk anılarını, az olan kadın seslerini ve toplumsal dokunun kırılgan noktalarını cesurca gündeme taşıdı. 12 yaşındaki Musa’nın yaşamına odaklanan ve Altın Portakal’da 7 dalda ödül başarısı elde eden Tavşan İmparatorluğu’nun yönetmeni Seyfettin Tokmak, izleyicilere filmden öte bir deneyim sunarak, sinemayı bir konuşma alanına dönüştürdü.
Etkinliğin açılışında ekrana yansıyan sahneler, izleyiciyi sakin ve dikkatli bir dinleyici olarak merkeze çekti. Alpay Kaya, Sermet Yeşil, Kubilay Tunçer, Perla Palamutçuoğlu ve Emrullah Çakay’ın rol aldığı film, Musa’nın dünyasına adım atarken, izleyenin kendi içsel yolculuğunu da tetikleyen bir anlatı kuruyor. Bu kapsamlı hikâyede, yalnızca bir çocuğun direngenliği değil, göçmen çocukların ve yetiştirme yurdundaki gençlerin deneyimlerinin de nasıl görünür kılındığı sorusu, söyleşinin temel çatısını oluşturdu.
Tokmak, sinemada çocukluk kavramını derinleştirmek adına uzun bir çalışmanın ürünü olan yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Çocuklarla ilgili yaptığım çalışmalardan beslenen bir film bu. Göçmen çocuklar ve yetiştirme yurdundaki gençler, filmde sıkça gördüğünüz bu dünyaya yön veren güçler oldu. Musa’nın direnci, benim kendi deneyimlerimde şiddetli bir öfkeye dönüştü; çünkü bu çocuklar bize ‘bu dünya onları neden istiyor?’ diye sormaları için bir ayna tutuyorlar.” Bu içsel yolculuk, sadece bir karakterin değil, izleyicinin de kendi duygu yağmurlarını anlaması için bir fırsat sunuyor.
Söyleşide kadın figürlerinin sahnelerden eksikliği ve bunun yaratıcı bir tercih olup olmadığı sorusuna Tokmak, bilinçli bir risk olarak yanıt verdi: “Filmin çekimlerinden 5-6 ay öncesinde bu tercih üzerinde karar verdim. Kadınlar dünyadan çıktığında geriye kalanı görmek isterken, bunun üzerine çalıştım. Bu eksikliği, toplumsal ve dramatik bir soru olarak ele almak istedim: Kadınlar yok olduğunda geriye ne kalıyor? Bu coğrafyaların yüzü nasıl değişir?”
Tokmak’ın çocuk-çoban ilişkisinde geleneksel mekanları aşan bir yaklaşımı da öne çıktı. Filmde Musa karakterini canlandıran Alpay Kaya’nın, gerçek hayatta da çobanlık yapması ve 12 yaşında 300 hayvana tek başına bakabilmesi, yönetmenin kararında büyük rol oynamış. “Onun hayvanlarla kurduğu bağ, Musa’nın iç dünyasını dışa vurur nitelikteydi ve bu bağ, filmin duygusal çekirdeğini oluşturdu,” diyen Tokmak, bu ayrıntının izleyiciyle doğrudan bir bağ kurduğunu vurguladı.
Yolculuk kavramı, Tokmak’ın sineması için temel bir düstur olarak öne çıktı. “Zamansız ve mekansız bir film yapmak istedim; bu, insanlık hallerinin her döneme ait görünürlüklerini bir araya getiriyor” şeklindeki ifadesi, ekibin filmine adanmış bir çift ruhla çalıştığını gösterdi. Ekip üyelerinin ortak tutkusu ve filmi sarmalayan tüm gayretler, seyirciye sadece bir hikâye sunmaktan öte, bir yaşam hissi ve umut aşılamak amacı taşıdı. Söyleşinin sonunda yönetmen Seyfettin Tokmak’a takdim edilen plaket de bu kolektif başarının anısına bir hatıra olarak kayda geçti.
Bu söyleşi, yalnızca bir festival etkinliği olarak kalmamalı; aynı zamanda sinema ve gerçek yaşam arasındaki karşılaşmanın canlı bir göstergesi olarak hafızalarda yer edindi. İzleyiciler, Musa’nın dünyasında kendi çocukluklarına, kendi zorluklarına ve kendi dayanma biçimlerine dair yeni sorularla ayrıldı. Tavşan İmparatorluğu’nun yaratıcı süreci ve yönetmenin anlatı dili, sinemanın toplumsal sorumluluk taşıyan bir sanat olduğunun altını yeniden çizdi.