Türkiye’nin Teknoloji Hızında Yeni Bir Geçiş Noktası: Fraunhofer ve IIB İçeren Merkezli Uluslararası İş Birliğiyle Girişim Stüdyosu ve IP Odaklı İnovasyon Platformu
Geniş kapsamlı bir vizyonla kurulan bu merkezin amacı, Avrupa’nın önde gelen Ar-Ge kurumları Fraunhofer Enstitüsü ile IIB’nin iş birliğini Türkiye’ye taşıyarak yapay zekâ ve diğer ileri teknolojiler alanında uçtan uca bir ekosistem yaratmaktır. Teknopark İstanbul’da konumlanan Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü, uluslararası ortaklıklar ve sanayi Ar-Ge faaliyetlerini bir araya getiren kapsayıcı bir altyapı sunmayı hedefliyor. Fikirden ürüne dönüşümün desteklendiği bu yapı; Girişim Stüdyosu modeliyle öğrenciler, akademisyenler ve şirketleri tek bir üretim havuzunda buluşturuyor ve yenilikçi fikirlerin ticari hayata geçmesini hızlandırıyor.
Dalan: Yapılan İş Birliği Türkiye İçin Önemli Bedrettin Dalan, Fraunhofer Enstitüsü’nün dünya çapında teknolojide önde gelen bir aktör olduğunu vurgulayarak, bu ortaklığın yalnızca Yeditepe için değil Türkiye’nin genel teknolojik gelişimi için değerli olduğuna işaret ediyor. Yapılan bu adımın yapay zekâ alanında başlatılmasıyla ileride diğer teknolojik alanlarda da ortak çalışmaların kapısının aralanacağına inanıyor ve Türkiye’nin uluslararası Ar-Ge arenasında daha görünür hale geleceğini belirtiyor.
Durman: Fikirler Ürünlere Dönüşüyor Rektör Prof. Dr. Mehmet Durman, Teknopark İstanbul ve Yeditepe Üniversitesi arasındaki yakın iş birliğinin, araştırmaları geleceğe ve girişimciliğe taşıyan güçlü bir platform oluşturduğunu ifade ediyor. Merkezde yürütülen çalışmaların, fikirlerin somut ürünlere dönüştüğü bir süreç içinde gerçekleştiğini ve bu süreçte Teknopark yöneticilerinin desteklerinin kritik rol oynadığını ifade ediyor.
Sauer: Türkiye Stratejik Bir Ortak Dr. Olaf Sauer, Türkiye’nin stratejik bir konuma sahip olduğunu belirterek, Fraunhofer, Yeditepe Üniversitesi ve IIB’nin başlattığı uluslararası iş birliğinin çok değerli olduğunu belirtiyor. Başlangıçta Endüstri 4.0, veri yönetimi ve dijital ikizler gibi alanlarda odaklanılacağını, zaman içinde diğer disiplinlerin de kapsama alınabileceğini ifade ediyor. Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki lojistik ve tedarik zincirlerinde kilit bir konumda bulunduğunu ve genç yeteneklerin bu alanda yetişeceğini vurguluyor.
Bayat: Yapay Zeka ile Küresel Açılım Prof. Dr. Oğuz Bayat, merkezde yapay zeka uygulama ve araştırmalarının küresel boyuta yayılacağını anlatıyor. TÜBİTAK ve Avrupa Birliği projelerinin bu ekosistemde merkezi bir rol üstleneceğini, yeni nesil Girişim Stüdyosu modeliyle öğrenciler, akademisyenler ve KOBİ’lerin ortak üretim havuzunda buluşacağını belirtiyor. Ayrıca, projelerin finansmanı için TÜBİTAK 1812 Programı ve risk sermayesiyle iş birliklerinin sürece dahil edileceğini ifade ediyor.
Öncelik Alanları ve Yeşil Dönüşüm Bayat, Fraunhofer ile kurulan bu iş birliğinin Endüstri 4.0 ve dijitalleşme projelerini kapsadığını, sağlık, robotik ve otomotiv gibi sektörlerde üretim süreçlerini yapay zekâ tabanlı otomasyonla güçlendirmeyi hedeflediğini dile getiriyor. Avrupa Birliği projeleri ve uluslararası konsorsiyumlar aracılığıyla sanayiye yönelik eğitim programları da planlanıyor. Ayrıca İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle geliştirilen Karbon Chatbot projesiyle karbon yakalama ve yeşil teknolojilere yatırım yapılması da vurgulanıyor.