Türkiye’nin Otomotiv İhracatında Dönüşüm Ritmi: BRICS dışı Pazarlar ve Elektrikli Mobilitenin Vizyonu
OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, dönüşüm sürecinin yalnızca üretimden ibaret olmadığını, aynı zamanda iş modellerinde, Ar-Ge yatırımlarında ve uluslararası iş birliklerinde de köklü bir değişimi tetiklediğini vurguluyor. Bu değişim, lojistik ağlarının güçlendirilmesi ve tedarik zincirlerinin kırılganlıklarının minimize edilmesiyle net bir şekilde görülüyor. Çelik, 2025 yılına ilişkin güçlü export performansını hatırlatırken, 2026 yılında da nitelikli büyümeyi hedeflediklerini belirtiyor. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesindeki yükümlülükler, karbon ayak izinin azaltılması ve dijital dönüşüm süreçlerinin sektörü nasıl biçimlendireceğini anlatıyor. Üretim süreçlerindeki verimlilik artışı ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlar, firmaları global rekabetin kaynağı haline getiriyor.
Sektör, küresel pazarın nabzını tutarken ABD, MENA, Orta Asya ve Latin Amerika gibi bölgelerde çeşitlendirilmiş pazarlama stratejileri ile yeni iş fırsatlarını kovalıyor. Kuzey Amerika hattındaki büyüme potansiyeli, özellikle ana sanayi ve satış sonrası segmentlerinde Türkiye’nin konumunu güçlendiriyor. AB’ye olan bağlılığın kuvvetli olması bir yandan güvenilir bir pazar zinciri kurarken, diğer yandan bağımlılık risklerini minimize etmek için çeşitlendirme ihtiyacını da gündeme getiriyor. 2026 için belirlenen hedefler arasında elektrikli araç komponentleri ve tedarik sanayi ürünlerinde ihracat payını artırmak bulunuyor. Bu sayede, enerji verimliliği, güvenlik, otonom hizmetler ve yazılım destekli çözümler gibi alanlarda da rekabet gücü artıyor.
Automechanika Istanbul’un 25. yıl dönümü vesilesiyle Çelik, fuarın yalnızca bir ticaret platformu olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin üretim kapasitesini, lojistik altyapısını ve uluslararası tanınırlığını artıran bir ekosistem olduğunu anlatıyor. 2025 fuarında yaklaşık 1.500 firmanın katılımı ve bu katılımcıların belli bir yüzdesinin Türk firmaları olması, uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurma imkanını güçlendiriyor. Bu etkileşimler, distribütörlük anlaşmalarının pekişmesini, yatırımcı güveninin artmasını ve yerli üretimin küresel ağlarla entegre biçimde büyümesini tetikliyor. Çelik ayrıca 19–22 Mayıs’ta düzenlenecek Automechanika Istanbul 2026 için hazırlıkların titizlikle sürdüğünü ve bu organizasyonun, Türkiye’nin satış sonrası pazarını küresel arenada daha görünür kılacağını belirtiyor.
Elektrikli mobilite ve dijitalleşme bu yılki fuarın da odak noktası. Yedek parça ve servis çözümleri, batarya teknolojileri, alternatif yakıt sistemleri ile dijital servis platformları, katılımcı firmaların rekabet avantajını pekiştiriyor. Yazılım, veri analitiği ve uzaktan teşhis çözümleri artık sadece ek hizmetler değil, gelir modellerinin temel unsurları haline geldi. Ayrıca karbon ayak izinin azaltılması ve geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanılması, üretim süreçlerinin sürdürülebilirlik kaidelerine uygun şekilde yeniden yapılandırılmasını gerektiriyor. Bu çerçevede, firmalarımız sadece ürün satışıyla sınırlı kalmayıp, teknoloji üreticisi ve çözüm sağlayıcısı olarak konum kazanıyorlar.
AB dışı pazarlarda da güçlenen ağlar, 2026 stratejisinin merkezinde yer alıyor. ABD, MENA, Orta Asya ve Latin Amerika’da ticaret heyetleri ve sektörel fuar katılımlarıyla daha görünür olmak hedefleniyor. Kuzey Amerika hattı ve Körfez ülkeleri, geometrik olarak büyümenin ana hatlarını oluşturuyor. Çin pazarında ise elektrikli araçlar için komponentler ve tedarik sanayi ürünleri ağı genişletilecek. Bu tercihler, 2026 yılı için yüksek katma değerli dönüşüm yılı vizyonunu güçlendiriyor. Çelik, Automechanika Istanbul 2026’nın sektöre yeni iş birlikleri ve uluslararası tanınırlık kazandıracağını, bu platformun Türkiye’nin üretim kapasitesini ve lojistik avantajını doğrudan pekiştireceğini söylüyor.
Etkinlikten çıkarılan dersler ve yol haritası, sadece bir fuar katılımı ile sınırlı kalmıyor. Yazılım tabanlı çözümlerin entegrasyonu, servis sonrası dijitalleşme ve sınırda karbon düzenlemelerine uyum gibi konular, firmaların sürdürülebilir rekabet gücünü artırıyor. Ayrıca, sürdürülebilir üretim süreçleri ile karbon ayak izinin azaltılması ve geri dönüştürülebilir malzeme kullanımının yaygınlaştırılması, sektördeki yeşil dönüşümü hızlandırıyor. Böylece, sadece satış miktarları değil, değer zincirinin her halkasında kalite, verimlilik ve inovasyon ön plana çıkıyor. Automechanika Istanbul 2026’nın, Türkiye’nin uluslararası ticaret ve üretim ekosistemini güçlendirme yolundaki iddialı hedefine katkı sunması bekleniyor.