COP31 İçin Türkiye’nin İş Dünyası Sahnesi: Dönüşümün Net Sıfır Yolculuğunda Gibi Gerçekler ve Yatırımlar
Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ev sahipliği yapacak olması, hem kamu hem de özel sektör için kapsamlı bir dönüşüm katalizörü olarak öne çıkıyor. Bu süreçte SKD Türkiye’nin öncülüğünde hayata geçirilen COP31 Webinar Serisi, sadece 2026 önceliklerini değil, küresel iklim hedeflerine ulaşmak için gerçek uygulamaların nasıl hayata geçirileceğini sahada tartışan bir platform sunuyor. Mart ayından Haziran’a uzanan beş bölümlük seri, farklı sektörlerden geniş katılımlarla enerji, sanayi, ulaşım ve finansman gibi kritik alanları bir araya getirerek net sıfır hedeflerine giden yolu net ve uygulanabilir adımlarla aydınlatıyor.
İlk oturumun teması “Enerji, Sanayi ve Ulaşımda Dönüşüm: Net Sıfıra Giden Gerçek Yol” olarak belirlenmişti. Bu oturum, emisyon ticaret sistemi (ETS) yol haritası, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) etkileri ve enerji verimliliği ile yenilenebilir enerji üçgeninin yol haritasını ele aldı. Ayrıca enerji piyasalarının reformu, elektrikli ulaşımın yaygınlaşması ve sanayi dönüşümünün finansmanı gibi konular da derinlemesine incelendi.
Etkinliğin açılış konuşmaları SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel ile EPDK Çevresel Piyasalar ve Alternatif Yakıtlar Grup Başkanı Dr. Okan Yardımcı tarafından yapıldı. Oturumun moderatörlüğünü SKD Türkiye Genel Sekreteri Konca Çalkıvik üstlendi. Panelde Aydem Enerji SEÇ ve Sürdürülebilirlik Grup Direktörü Gül Cora, Çimsa Sürdürülebilirlik EHS Direktörü Neslihan Ergüven ve THY Sürdürülebilirlik Müdürü Deniz Daştan gibi sektörün lider isimleri, kendi alanlarındaki başarı öykülerini, karşılaştıkları zorlukları ve uygulanabilir çözümleri paylaştılar. “Artık taahhüt değil, yatırım ve uygulama zamanı” mesajı, konuşmacılar tarafından net bir şekilde vurgulandı ve bu yaklaşımın COP31 sürecinde iş dünyasının gerçek dönüşümüne yön vereceği ifade edildi.
Türkiye enerji dönüşümünde ilerlemeyi nasıl kaydetti? SKD Türkiye’nin “COP31’e Doğru: Türkiye İş Dünyasının 2026 Öncelikleri” anketinin sonuçları, üyelerin enerji ve iklim çalışmalarını stratejik öncelikler olarak gördüğünü gösterdi. Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları somut ilerlemenin ana unsurları olarak öne çıktı. Ancak Kapsam 3 emisyonlar ve değer zinciri dönüşümü konusunda yol alınması gerektiği açıklandı. Bu nedenle oturumlar, operasyonel düzeyden stratejik iş modeli dönüşümüne geçişin nasıl gerçekleştiğini ve bunun şirketsel rekabet avantajına nasıl katkı sağladığını detaylandırdı.
İklim değişikliğiyle mücadelede enerji piyasalarının rolü konusunda EPDK temsilcileri, doğru tasarlanan çevresel piyasaların emisyon azaltımını hızlandıran, yenilikçi çözümleri destekleyen ve finansmanı kolaylaştıran bir mekanizma sunduğunu belirtti. Ayrıca net sıfır hedeflerine yönelik yol haritalarında enerji, sanayi ve ulaşım sektörlerinin dönüşümünün kilit önem taşıdığı, buna karşılık doğru piyasa tasarımlarının uluslararası rekabeti korumaya yardımcı olduğu vurgulandı.
Yatırım kararları ve finansmanı bağlamında, Aydem Enerji ve Çimsa temsilcileri, enerji dönüşümünün yalnızca çevresel bir jest olmadığını, aynı zamanda yatırım kararlarının yönünü değiştiren bir strateji olduğunu açıkladılar. Yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği projeleri ve depolama çözümlerinin, işletme maliyetlerini düşürürken arz güvenliğini güçlendirdiğini belirttiler. THY ise filo modernizasyonu ve SAF (sürdürülebilir uçuş yakıtları) konusunda attığı adımlarla havacılık sektörünün karbonsuzlaşması için bütünsel bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. Bu çerçevede, yeni nesil uçak yatırımları ve iş birlikleri, ülkenin enerji güvenliğini ve ekonomik kalkınmasını destekleyen kilit unsurlar olarak öne çıktı.
Yenilenebilir enerji ile talep arasındaki dengenin sağlanması, enerji sisteminin istikrarı için kritik bir eşik olarak görüldü. Üretim kapasitesi, şebeke esnekliği ve elektrifikasyon konuları, politika ve uygulama arasındaki etkileşimi gösteren ana başlıklar olarak vurgulandı. Sanayi ve ulaşım alanlarında ise karbon maliyetinin yalnızca maliyet yaratması değil, aynı zamanda net sıfır hedeflerini destekleyen bir rekabet avantajı sağlayabileceği ifade edildi. Etkinlikler, bu dönüşüm süreçlerinin sahada görülebilir hale gelmesi için somut ölçeklenebilir çözümlerin paylaşılmasına odaklandı.
COP31’e kadar iş dünyasının ilerlemesi somut olarak ortaya konacak fikriyle ilerleyen seri, her oturumda teknik çerçeve uzman konuşmacılarını ve sahadaki uygulama örneklerini bir araya getirerek katılımcıların kendi sektörlerinde uygulanabilir projeler geliştirmesini hedefliyor. Bu çerçevede enerji, sanayi, ulaşım ve finansman başlıkları COP31’in tematik eksenleriyle uyumlu biçimde ele alınacak. Ayrıca Biyoçeşitlilik, Tarım ve Gıda, Şehirler ve Altyapı ile Finansman, Yönetişim ve Hızlandırıcılar gibi diğer temalar da ilerideki oturumlarda masaya yatırılacak.
SKD Türkiye Hakkında bilgisiyle güçlenen bu seri, 2005 yılında kurulan ve sadece kurumsal üyelik kabul eden bir iş dünyası derneği olan SKD Türkiye’nin dünyaya açılan bir ağ olarak konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Türkiye’nin GSYH’sinin %25’ini temsil eden ve 1,4 milyon kişiye istihdam sağlayan 190 üye şirketiyle 14 ana sektör ve 45 alt sektörü kapsayan bu yapı, sürdürülebilirlik birikimini üyeleriyle ve paydaşlarla paylaşmayı sürdürüyor. COP31’e giden bu süreçte, iş dünyasının sahadaki dönüşüm kapasitesini artıracak bilgi birikimi ve uygulama örneklerini çoğaltmayı hedefleyen serinin önemi giderek artıyor. Bu bağlamda, kamu ve özel sektör arasındaki diyalogun artırılması, Türkiye’nin enerji ve iklim alanında küresel rekabet gücünü güçlendirecek adımların atılmasına hizmet ediyor.