İzmir’in Kültürel Zenginliğiyle Turizme YeniBir Eşik: Büyük Bir Hikaye İçin Stratejik Bir Dönemeç
İzmir Turizm ve Tanıtımında dönüşüm zamanı geldi. Ege-Koop Danışma Kurulu’nun Şubat ayı toplantısında bir araya gelen 24 uzman isim, kent turizminin geleceğini şekillendirecek önerilerini paylaştı. Görüşlerini paylaşan turizmci Filiz Güleç, İzmir’in uluslararası vitrinde gerileyen konumunu analiz ederek, ortak bir hikaye ve kurumsal bir yapı eksikliğine dikkat çekti.

Güleç, dünya şehirlerinden somut örnekler vererek Atina’nın antik ve felsefi mirasıyla, Barselona’nın sanat ve sporla, Porto’nun şarap ve romantizmle öne çıktığını hatırlattı. İzmir’in ise 8 bin 500 yıllık geçmişiyle rakiplerinden farklı bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı; ancak turist sayısının 1,7–2 milyon bandında kalmasının, stratejik bir rota değişikliği gerektirdiğini ifade etti. Bu değişimin, kent markasının tek bir ortak kimlikle güçlendirilmesiyle mümkün olacağını dile getirdi.
“İzmir’i sadece boyoz, gevrek ve Efes’in sütunlarıyla anlatmak yetmez, çünkü şehir çok kültürlü bir dokuyu ve özgürlükçü ruhu barındırıyor. Tarihi mirası, mutfağı ve sokak yaşamıyla bütünsel bir tanıtımın yapılması; turistlere ise “Bir turist gibi değil, bir İzmirli gibi yaşa” mesajının benimsetilmesi gerektiğini söyledi.

İzmir, Deniz-Kum-Güneş Üçgeniyle Sığmaz ifadesiyle Güleç, şehrin mutfağının küresel sağlıklı beslenme trendleriyle uyumlu olduğunu ve Urla bağ yolunun, Tire pazarı, boyoz ve şevketi bostanın sadece yemek değil, bir kültür mirası olduğunu belirtti. İzmir’in, deniz-kum-güneş turizminin ötesinde derin bir kültürel katmana sahip olduğuna vurgu yaparak, rakiplerin net kavramlarla kendilerini konumlandırdığı bu rekabette İzmir için tek bir üst kimliğe ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Söylemlerimizi birleştirecek kurumsal bir çatı olmadan bu mirasın hak ettiği vitrinde yer bulamayacağını sözlerine ekledi.