CBAM’ın Etkisiyle Avrupa’ya Yolculuk: Karbon Maliyeti Nasıl Rekabet Üstünlüğüne Dönüşüyor?

CBAM’ın Etkisiyle Avrupa’ya Yolculuk: Karbon Maliyeti Nasıl Rekabet Üstünlüğüne Dönüşüyor?

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı çerçevesinde 1 Ocak itibarıyla devreye giren Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), sadece bir vergi uygulaması olmaktan çıkıp ihracatçı firmaların stratejik kararlarını yeniden şekillendiren bir kilit noktaya dönüştü. Karbon emisyonları artık çevresel bir gösterge olmanın ötesinde, maliyet hesaplarının merkezine yerleşti. Bu durum, karbon yoğun üretim yapan şirketleri ilave yükümlülüklerle karşı karşıya getirirken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmaları rekabette belirgin bir avantaja taşıyor. Bu dönüşüm, sanayinin yapısal dönüşümüne kapı aralarken, tedarik zincirlerinde yeni standartlar ve raporlama zorunluluklarını da beraberinde getiriyor.

“CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” ifadesi bugün daha anlamlı hale geliyor. Plastik ve geri dönüşüm sektöründe faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretimi ve karbon azaltımını uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirebilen bir model olarak dikkat çekiyor. Özer Yıldırım başkanlığındaki Saytek ekibi, karbon düzenlemesini sadece bir yük olarak görmekten ziyade, sanayide köklü bir dönüşümün tetikleyicisi olarak değerlendiriyor. Üretimde karbon yoğunlukla hareket eden işletmeler için maliyet artışları kaçınılmazken, çevreci üretim ve belgelendirme süreçleri rekabette fark yaratıyor.

“Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” ifadesiyle Saytek, yalnızca karbonu düşürmenin çevresel bir amaç olmadığını, aynı zamanda finansal ve rekabetçi bir stratejiye dönüştüğünü vurguluyor. Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, geri dönüşümün yeni dönemde stratejik bir konuma yükseldiğini belirterek, Saytek’in attığı adımı şu sözlerle özetliyor: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz.”

“Global pazarda güçlü konum sağlıyor” mesajı, CBAM’ın yalnızca Avrupa’ya özgü bir mecburiyet olmadığını, küresel ölçekte bir rekabet kriteri haline geldiğini gösteriyor. Yıldırım, karbon performansının Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda giderek belirleyici hale geldiğini belirterek şu görüşleri paylaşıyor: “Karbon performansı artık Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, küresel pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor.”

CBAM kapsamında izlenen süreçler, firma içi raporlama altyapılarının güçlendirilmesini gerektiriyor. Şeffaflık, doğrulanabilirlik ve güvenilirlik üçgeninde kurulan bu yeni sistem, üreticileri karbon hesaplarını sürekli olarak güncellemek, emisyonları izlemek ve azaltım hedeflerini raporlamak zorunda bırakıyor. Saytek örneğinde görüldüğü üzere, “doğrulanmış karbon azaltımları” artık sadece bir sertifika değil, tedarik zincirinin güvenilirliğini belirleyen bir unsur haline geliyor.

Elektronik ve plastik geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren firmalar için CBAM, maliyet yapısını yeniden tasarlamayı gerektiriyor. Üretimde enerji verimliliği, hammadde sıklığı, atık yönetimi gibi unsurlar yalnızca çevresel hedefler için değil, maliyet optimizasyonu ve uzun vadeli rekabet gücü için de merkezi hale geliyor. Bu süreçte, uluslararası standartlarla belgelendirilmiş karbon azaltımları, ihracatçı firmalara sürdürülebilirlik sertifikaları olarak değer katıyor ve küresel tedarik zincirlerinde güvenilir bir ortak haline getiriyor.

Saytek’in tecrübesinden yola çıkarak, bir yandan karbon faturalarının doğru hesaplanması gerektiğini, diğer yandan karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik stratejik yatırımların önemini vurgulamak gerekiyor. Yıldırım’ın belirttiği gibi, karbon maliyetini yönetemeyen firmalar rekabette zorluk yaşayabilir; ancak yatırım yapan ve belgelendirme süreçlerini güçlendiren şirketler, küresel pazarda daha güvenilir bir konuma erişebilir. Bu nedenle, karbon azaltımı artık bir sorumluluk veya bir çevreci hedef olarak değil, iş stratejisinin vazgeçilmez bir unsuru olarak kabul edilmeli.

Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar